Hikmet Çetinkaya, Ergenekon ve KCK tutukluları gazeteciler için ne yazmıştı?

hikmetcetinnkayaai

Hikmet Çetinkaya, Ergenekon ve KCK basın tutuklamalarının gündemde olduğu 6 yıl önce meslektaşlarını tek tek adlarını zikrederek köşesine taşıdı.

Hikmet Çetinkaya 28 Temmuz 2011’de Cumhuriyet köşesinde yayınlanan, tutuklu gazetecilerin yazılarından oluşan Tutuklu Gazete’yi konu alan yazısında şunları ifade etti:
“Sabahın ilk saatleri… Sıcak fena bastırdı… Bu hafta böyle geçecek… Ağustos ayının ilk haftası bunaltıcı sıcaklar gelecek meteorolojiye göre…

Şairin dizelerinde gezintiye çıktığımda, kuşlarla hava alıyorum sanki.

Sessizliğin bir yanında gülümseme yok.

Bir rüzgâr kulesinde, kendi yankımın ötesinde, zindanların kahredici yalnızlığını düşünüyorum… Hapislik günlerimi, dalgalarda parlayan ışıklardan sevinç duymak için çırpındığım günlerimi… Kurduğum düşlerimi.
Elimde “Tutuklu Gazete” var… Tutuklu meslektaşlarımın yazılarından oluşan bir gazete…

Meslektaşlarımın kimisi Silivri’de yatıyor kimisi Sincan’da, kimisi Mardin’de, Diyarbakır’da, Tekirdağ’da, Edirne’de, Batman’da, Muş’ta…

Yurdun dört bir yanında onlar…

***

Barış Terkoğlu’nun yazısını okurken duygulanıyorum, Ahmet Şık’ın yazısını okurken de… Tuncay Özkan’ın, Nedim Şener’in yazıları yüreğimi derinden vuruyor…

Barış soruyor:

“Gazeteciler hangi faaliyetlerinden dolayı tutuklu?”

Ahmet Şık “sivri dilli”dir… Yazının başında uyarıyor:

“Bu yazı canınızı sıkabilir!”

Yazıyı baştan sona okuyorum, canımı sıkmıyor içimi acıtıyor… Basılmamış bir kitaptan ötürü tutuklu Ahmet…

Hamdiye Çiftçi Bitlis’te yatıyor… Kürtçe başlıyor yazısına ve Türkçe sürdürüyor… Yaşamı anlatıyor, zindanın koşullarını…

***

Her gazeteyi, her kitabı özgürce okuyabiliyorlar mı tutuklu ve hükümlüler?

Komisyondan geçiyor, sakıncalı kitaplar, gazeteler içeriye sokulmuyor…

Zindanların tıka basa doldurulduğu, tutukluluk halinin hükümlülüğe dönüştüğü kaç gelişmiş demokratik ülke vardır?

Bu soruyu soruyorum kendi kendime.

Bu gazetenin çıkmasını gerçekleştiren TGS Başkanı Ercan İpekçi’nin yazısı, Diyarbakır Cezaevi’nden kendisine mektup yazan Bedri Adanır’ın mektubuyla başlıyor.

Okurken dalıp gidiyorum yine… Başımı kaldırıyorum, kuşlar havalanıyor Ermeni mezarlığındaki kilisenin üzerinden.

***

Basın özgürlüğü nedir? Bugün gazeteciler düşüncelerinden ötürü niçin tutukludur? Gazeteciler nasıl olur da terör örgütleriyle ilişkilendirilip yıllarca tutuklu kalır?

Soner Yalçın haklı olarak soruyor:

“Tanık mıyım sanık mıyım?”

160 gündür tutuklu Soner… Ortada iddianame yok daha… Yeşil’i, JİTEM’i ilk kez o yazmamış mıydı? Faili meçhul cinayetlerin üzerine Soner gitmemiş miydi? Cem Ersever’le o konuşmamış mıydı?

Barış Pehlivan şöyle yazıyor:

“Ergenekon Örgütü’ne üye olmak” ve “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hileyle alma çalma” suçlarından koydular Silivri’ye. Hoş ben asıl suçumu biliyorum. Sadece gerçeğin peşinde koşan bir gazeteciyim ben.

***

Vedat Kurşun, “Başbakan’ı eleştirmek bile tutuklanma nedeni olabiliyor” deyip ekliyor:

“Bu ülkede Kürt gazeteci olmak zor…”

Sadece Kürt gazeteci mi?

Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Çerkez…

hikmetiii

Bu ülkede Musa Anter de, Uğur Mumcu da, Hrant Dink de öldürülmedi mi düşüncelerinden ötürü?

Tuncay Özkan niçin üç yıldır içeride? Suçu nedir? Balbay CHP İzmir milletvekili, Silivri’de. Suçu nedir? Nedim Şener içeride. Suçu nedir?

Sedat Şenoğlu, Kadri Kaya, Mehmet Karabaş, Erol Zavar, Ahmet Birsin, Kenan Karavil, Müyesser Yıldız, Cihan Gün, Rohat Emekçi, Kaan Ünsal, Fazıl Duygun, Faysal Tunç, Barış Açıkel, Musa Kurt, Deniz Yıldırım, Suzan Zengin, Halit Güdenoğlu…

Hepsinin adını köşeye sığdıramadığım için özür diliyorum…

***

Yaşamın içindeki olgular… Aşklar, sevinçler, hüzünler….

Aşksız ve sevgisiz bir toplum ne demokrasiyi ne de özgürlükleri sindirir içine.

Az daha unutuyordum…

Benim ülkemde sevgili Bekir Coşkun’un değindiği gibi son iki yılda 300 gazeteci işten çıkarıldı.

AB ve ABD “Türkiye’de basın özgürlüğü yoktur” dedi. Bilmem kaç gazeteci “terör örgütü üyesi” savıyla zindanlara atıldı.

Bir de 24 Temmuz’da “Sansürün kaldırılışının 100. yıldönümü” törenlerle kutlandı.

Oh be yaşasın özgür basın!..”

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s