“Çorap sat aç kalmazsın” efsanesinin bir araştırmacı gazetecilik örneğiyle yıkılışı

20161030_165847

Başlarken uyarayım, aşağıda aktarılanlar önceden tasarlanarak kurgulanmış bir projenin ürünü değil hayatın sıradan sahiciliğinin normal akışı içinde bir haber konusuna dönüşmüş karalamalar niteliğindedir. 

Birinci perde: İkna aşaması

Şimdi ben de şaşıyorum ama  evet inandım! Çorap satarak çok para olmasa da ayda bir bilemedin iki bin lira kazanacağıma kani oldum.

Bunda tabi ki proje insanı, her daim parlak fikirlerini benimle de paylaşarak, çekirdek çitlerken ısrarla birlikte hayata geçirmeyi öneren sevgili dostum M’nin payı büyüktü. Bunun yanı sıra pazarda çorap satan akrabam emekli çiftin ‘Pazar haber menbası’ gibi sözleri de etkiliydi. Esasta kuşkusuz ana neden son çalıştığım işteki iki yüzlü patronajın, gazetecilikten kusacak noktaya getiren iç sıkıntısıydı.

img-20161020-wa0001

Sonuçta da Taksim’de, Beşiktaş’ta(paramız yok çay ocağında)  M.yle geçen uzun konuşmaların ardından bir plan çerçevesinde çorap işine girmeye karar verdik. Ama ne plan!

Bizim için teoride tek sorun pazarın olduğu günler sabah 6’da kalkmaktan ibaretti. Fakat çalışkanlığımızla bu sorunu çözeceğimiz konusunda ikimiz de hemfikirdi.

Sıra gelmişti ticari dehamızı hayata geçirmeye!

20161029_165801

İkinci perde: Piyasa değerlendirmesi ve mal alış!

Ticarete girişte ilk iş piyasa araştırmasını Avcılar pazarında çorap satarak  aile bütçesine ek gelir yapan akrabam emekli çiftin tezgahında bir kaç gözlemde bulunmakla yaptım. İzlenim ‘satılırdı’ fakat günde ne kadar net kazanç sağladıklarına fazla kafa yormadım.

Ardından mal alım aşaması geldi. Para alışta kazanılır felsefesini ilk ve tek arabamı tamir masrafının üstesinden kalkamayarak zararına sattığım zamandan kazandığımdan bu işi üstüme ben aldım.

20161113_165011

Emekli çift bunda da yardımcı olacaktı. M. ise pazar yerini ayarlayacaktı.

Bu iş de M.’nin gelememesi dışında sorunsuz ama zahmetli şekilde yapıldı. Emekli çift, çorap toptancılarının diyarı Terazidere’de kendilerine çorap alırken benim de bin adet civarında çorap almamı sağladı.

Toptancıların ve emekli çiftin alırken tembihlemelerine göre bazılarını 60, bazılarını  80 kuruştan aldığım çorapları 1 TL’den; 1.25 TL kalın havlu çorapları ise 2.50’tan satıp kendimce iyi para kazanacaktım.

İki çanta dolduran ve tabiatıyla baya ağır olan çantaları yüklenerek Terazidere’den Sarıyer’e toplu taşıma araçlarıyla zorlukla taşıyarak hamallık aşamasını da aştım. Bu arada işinden izin alamadığı için beni yalnız bırakan M.’ye de  arkasından bol serzenişte bulundum.

20161030_165811

Üçüncü perde: Yanlış matematik pazardan döndü

Hamallık aşamasının hemen akabinde yeni işe başlamanın heyecanıyla Sarıyer’de kurulan ilk pazara sabah 06.30’ta kalkıp kahvaltı etmeden yola aldım.

Önce kiralık tezgah ayarlamam gerektiğinden ve de hırsızlığa karşı uyarıldığımdan mal götürmedim. İyi ki de götürmemişim!

Sarıyer’de pazar yeri kiralamak yasakmış! Belediyeden vergi levhası, bürokratik işlemler ardında pazar tezgahı alınıyormuş ama o da şuan verilmiyormuş. Ancak bir pazarcıdan pazaryeri devralınması gerekiyormuş o da zormuş.

Sarıyer’de hangi pazara gitsem, satıcıya, zabıtaya, esnafa kime sorsam bu söylendi.

Son olarak belediyeden tanıdığım bir M.’den yardımcı olmasını istedim o da attı, tuttu bir daha aramadı.

20161113_174241

Böylelikle yaşadığım bölgede satış yapamayacağım hüzün verici şekilde kesinlik kazandı.

Fakat bu beni fazla hayal kırıklığına uğratmadı. Ne de olsa M.yle  başka pazarlara çıkmayı düşünmüştük.

Ancak o konu da M.’nin güvendiği, karlara kar yağdı.

100 TL’den ucuza kiralık pazar yeri bulamadık. Üstüne pazar yerini ayarlayacakların da para istemesi eklendi. Kooperatife bağış altında… Hesapladık cebimize günde 100’er lira girmesi için bin çorap satmalıydık ve sermayemize eşit bu rakam bizim için imkansızdı.

20161120_173510

Dördüncü perde: Bitpazarına düşüş

Malı almıştık artık, öyle böyle satmalıydık… Çareyi işportada gördük.

Sinemacı abilerimizden birinin pazarcı kardeşi Cennet Mahallesi’ni önerdi. Hemen ertesi gün öğle saatlerinde bir çanta çorabı yüklendim, yola düştüm.

Hiç işportacı yoktu, tezgah açamadım.

Boşuna taşımış olmama düşüncesiyle, Topkapı’ya gidip tezgah açmaya karar verdim.

Yere birkaç eşya sermiş olan işportacı, zabıtaların sürekli geldiğini söyledi.

Yaşlı işportacı ise yanında açmamı istedi.

Mecbur Çapa’nın yolunu tuttum.

Hastanenin önü mantıklı geldi. İkinci el ayakkabı satan birinin karşısına, ondan da izin alarak çorapları dizdim.

Kimse bir şey almadı.

Bir de ileride, zabıta arabası durdu… Hemen oradan yol aldım.

Beyazıt’a yürüdüm.

20161030_153633

Caminin kapısında mis satan hacının yanına çorapları dizdim.

Camiden çıkan birkaç yaşlı adam çoraplara baktı. İnce bulup almadı. Fiyatını bile sormadı.

Burada da zabıta gelebilir uyarısında bulunulunca, Beyazıt Camisinin yanında ufak tezgahlarda antika eşyaları satan, zabıtanın da karışmadığı yerde çorap satmak istedim.

O sempatik görünen kişilerin hiçbiri orada satış yapmama müsaade etmedi.

Sonra öğrendim. Orada çok mücadele etmişler. Hapis yatanlar olmuş. Kızamadım.

Düştü yolum nihayet daha önce haberini yaptığım Eminönü bit pazarına.

Unkapanı Plakçılar çarşısına doğru bir sokakta ikinci el ayakkabı satan birinin yanında bir bezin üstünde yere açtım çorapları.

İlk satışımı da burada yaptım!

20161113_174234

Ayaklarında terlik olan bir Suriyeli çat pat Türkçesiyle çorapların fiyatını öğrenerek 2 çift çorap aldı.

O gün çoğu Suriyelilere olmak üzere bin çoraptan 10’unu sattım.

Hava karardığında gelecek hafta daha erken gelme fikriyle ayrıldım.

Bir sonraki hafta sonu bu sefer M.yle aynı yere gittim.

Açtığımız kaldırımın önündeki dükkan açıktı. Bizi kovaladılar. Biraz ileride tezgahı açtık bizde. M.yle birlikte üşüye üşüye sadece 2 saatte 7 çorap satık.

Ardından M.’nin çok ümitli olduğu Beşkitaş’a gittik.  Her yerde devriye gezen zabıtalar nedeniyle yerde çorapları bile sergileyemedik.

Bu işten kazanamayacağımız belli olmuştu da eldekileri de çıkaramıyorduk. M.’nin zararı yarı yarıya karşılama teklifini reddettim.

Bitpazarına sadece hafta sonları gidip bir ayda çorapların yarısını satarak zararı çıkartabileceğimi söyledim.

Bu arada haftaiçi Topkapı, Çapa’da denemelerim oldu. Çapa’da satabilince oradan vaz geçtim. Topkapı’da ise yakınında tezgah açmak izni istediğim bir dilenci ile bir ayakkabı tamircisi birer TL verip çorap aldı. Hiç yüzlerine bile bakmadığım bu insanların iyi yüreklilikleri karşısında duygulandım.

20161113_174251

O Pazar günü Eminönü Bitpazarı’na gittiğimde çorap işinden zararımı kısa sürede çıkaracağıma inandım. Çünkü, kasaların üstüne bir bez serip, düzenli olarak serdiğim çoraplardan 50 çift sattım. Geneli bir 6 tane 5 TL olmak üzere…

Bu beni heveslendirdi. Bir sonraki hafta sonunu iple çektim. Bu sefer Cumartesi günü öğle saatlerinden pazarın yolunu tuttum. Önceki günlerde durduğum yerde kimse olmadığından ben de zabıta korkusuyla diğer satıcıların olduğu bir yerde çorap sergimi açtım.

Bir kadın ikinci el eşya getirdi. Ben gidiyorum, al sat ya da bir yere bırak kazandığın senin olsun dedi.

20161107_191343

Son perde: Zabıta ve dilencilerle imtihan

Onun da birkaç malını sattım. Bu sırada zabıta geliyor korkusuyla diğer satıcılarda hareketlenme oldu. Ben de eşyalarımı topladım.

Oradan uzaklaştım. Birkaç sokakta satmaya çalıştım olmadı.  Bir önceki hafta pazar günü iyi satış yaptığım yerin yakınlarında bir yere tezgahımı açtım. Başkası 50 kuruştan satıyor diye pek alan olmadı.

Saat 17.00’yi geçmişti. İçimden bu saatte zabıta gelmez diye düşünürken biri tezgaha eğildi bütün çorapları aldığı gibi çekti gitti.

20161030_173143

Karşımda meyve sıkacağı satan ile ben, sivil zabıtaların arkasından baka kaldık.

Yarın ola hayrola umuduyla evin yolunu tuttum…

Pazar günü tekrar bitpazarındaydım. 50 çorabı saattığım o yerde 4-5 saat durdum. Ancak 2 çorap satabildim. Her yerde 50 kuruştan çorap satanlar vardı. Benim tezgahın yüzüne bakan olmadı. Baktım olmuyor alış fiyatına vermeye başladım. Gene olmadı. Başkaları 50 kuruştan sattığından benden alan olmuyordu. Hatta getirenler oldu. Hava karardı. Bu sırada bir yaşlı kadınla, genç bir kız geldi. 50 kuruşa çorapları istedi. ‘Olmaz’dedim. Yaşlı kadın dilenci çocuklara vereceğini söyledi. Yumşadım!

20161107_184008

Elime 5 TL sıkıştırdı.

El çabukluğuyla 10-15 çorap aldı. Dur ne yapıyorsunuz demeye kalmadı genç kız da 2-3 lira verip çorapları kaptı.  Yaygara yapıp ‘Getiriyoruz evden parasını diyerek’ gittiler. Sonra 1 TL getirip daha da çorap almak istediler. Başka kadınlar da gelince, baktım olacak gibi değil cebimdeki para da gidecek, kurtarabildiğim birkaç çorabı alıp toparlanıp uzaklaştım.

Elimde kalan son çorapları da bir hafta sonraki buluşmamızda M.’ye (zorla parasını verdi) satarak çorap macerasını noktaladım.

Şimdi M.’nin önerisiyle tavuk pilav işine girme projemizin fikir geliştieme aşamamasındayız. Ama önce biraz daha patronlarla çalışıp sermaye bulmamız gerekiyor… Halil Burak Öz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s