Reklamcı İlyas Başsoy, ÖDP’lilere yıllar önce oynadığı oyunu hesabından paylaştı

ilyas-bassoy

Türkiye Zeka Vakfı Genel Kurulu üyesi, reklamcı, yazar Ateş İlyas Başsoy, sosyal medya hesabından kendi deyimiyle “Köycüleri” kızdıracak bir iddia paylaştı.

Birgün’de yıllarca yazarlık yapan Ateş İlyas Başsoy, ilk kurulduğu yıllarda ÖDP’nin bir dergisinde yazı yayınlatmak istediğini fakat  “Yazını okuduk. Tutarsız, ölçüsüz, kelimenin tam anlamıyla rezalet bir yazı. Böyle bir yazıyı ukalalıkla bu dergiye getirip önümüze koyuyorsun. Bu dergide bu yazının bir sözcüğü bile basılmaz.” denilerek reddedildiğini yazdı.

Dergi binasından yazı nedeniyle yüzüne sigara dumanı üflenip, siktir çekilerek kovulduğunu aktaran Başsoy bu aşağılamanın üzerine yazıyı tekrar göndermeye karar verdiğini ve sadece başlığını değiştirip, yazar hanesine ÖDP’lilerce tanınan bir solcunun ismini yazdığı yazının dergide manşette yayımlanmakla kalmayıp, derleme kitaplarına alındığını iddia etti.

Ateş İlyas Başsoy’un Türkiye solunda kişiler üzerinden tavır ve pozisyon alınarak kümelenme biçiminde örgütlenmeye eleştirilerde bulunduğu “ABİCİLİK” başlıklı yazısını noktasına ve virgülüne dokunmadan kamuoyu yararı gördüğümüz için aynen yayınlıyoruz.

ABİCİLİK

Delikanlı oğlum, delikanlı kızım, beri gel iki laf edeceğim:

Aşağıdaki derleme 1996’da basılmış ve içine Kemal Ünkazanan isimli birinin yazısı da alınmış. Bu Kemal Ünkazanan benim. Takma isim yakın bir akrabama ait.

odpppii

Yazının bir önemi yok: 24 yaşında bir gencin, 21 yıl önceki siyasetle ilgili fikirleri. Ayrıca burada paylaşabilirim de ama anlatmak istediğim bir başka konu var. Ve bu konu, fikir üreten herkesin, özellikle genç insanların ilgisini çekebilir.

“Futbol sadece futbol değildir” diye bir laf var ya… İşin içine girince bu sözde büyük hikmetler keşfediyorsun. Mesela “genç yetenek” seçmelerinde, tüccar babaların “yetenek ajanlarına”, “Oğlumu Fenerbahçe’ye al, 5 yıl boyunca kazandığının yarısı senin olsun, hatta al sana evimi arsamı şimdiden ipotek ettireyim” dediğini biliyor muydunuz?

Takıma kabul edilen genç elbette ki yetenekli bir sporcu. Ama onu diğer yeteneklilerden ayıran şey, babasının pazarlık gücü.

Futbolun, sanat, sinema veya edebiyat dünyasının gerisinde dönen tüccarlıklar en kalın mideleri bile bulandıracak iğrençlikte.

Örneğin Picasso, çağının en iyi ressamı sayılır. Picasso çağının iyi ressamlarından biridir ama onu “en iyi” yapan, kendini pazarlamayı çok iyi bilen, güç dengelerini mükemmel gözeten, pozunu, tavrını iyi koruyan bir insan olması olabilir mi?

Yaratıcılık, eleştirmenlik, köşe yazarlığı, siyasetçilik vs herhangi bir ünvandan ekmek yemeye başladığınız anda, size bu ünvanı veren köyün “köycüsü” olmak zorunda da kalırsınız. Köyde ters giden konular ilk andan beri görünür ama bunları kaşırsanız sonu köyden kovulmaya giden bir süreç başlar; aksine, köyünüzü şehvetle över ve üslubunuzdaki “samimiyet”i (aslında rezil biçimde inançlı bir yalanı) karşınıza geçirirseniz, gün olur köyün muhtarı bile seçilebilirsiniz.

Köyden kovulup başka köye göçenler de bolca görünür. Hangi köye giderseniz gidin, eğer köyler arasındaki tekinsiz yollardan ürküyorsanız siz bir köycüsünüz demektir.

Lautreamont ile genç yaşta karşılaştım. Daha sonra katı ahlakçı birçok yazarın kitaplarını okudum. Örneğin Sade… (paradoksal biçimde, dünyanın en ahlaksız adamı olarak bilinir) Veya Kundera… (sayfalarından seks fışkırır) London, Tolstoy, Fuentes vb.

Çok genç yaşta “abicilik” in, “köycülük”e giriş idieolojisi olduğunu anladım. Bunu tersten “oğlancılık” diye de okuyabilirsiniz.

Yani kendine abiler edinirsin, abileri yüceltirsin… Abi de seni köye kabul eder, sever, korur… Köy abiden abiciye devam eden bir lağım çukurudur.

Bu konuları anladım ve belki fazlaca önemsedim. Belki dünya batarken, kafayı kendi sokağıma takmakla hata da ettim. Belki en iyisi bir köye sığınmak ve zamanla afilli bir köycü olmaktı ve belki de dünyanın kuralı buydu.

ÖDP kuruluşu öncesi tartışmaları takip ediyordum. İtirazlarım ve kabullerim vardı. Bir yazı yazdım ve bir dergiye gittim. (Derginin de önemi yok, çünkü bahsedeceğim şey hiçbir dergiyle sınırlı kalamayacak bir ruh hali)

Bir abici olmadığımı kanıtlamak için, olabilecek en pervasız ses tonuyla daktilo çıktısını elimde salladım ve dergi çalışanlara şöyle dedim:

“Bu yazıyı basmanızı istiyorum…”

Dergidekiler beni tanıyorlardı elbette, o sırada gece gündüz beraberce “bir gün” çıkabilecek bağımsız bir gazeteye finansman bulabilmek için işçilik (belediye çöp işçiliği) yapan gençlerden biriydim.

Yazımı masaya bıraktım ve çıktım.

Birkaç hafta sonra, dergiye gidip “Yazımı niye basmadınız?” diye sordum.

Aralarında konuşmuş olmalılar, derginin yöneticisi “Bana bırakın” der gibi diğerlerini susturdu ve herkesin ortasında bana şunları söyledi:

“Yazını okuduk. Tutarsız, ölçüsüz, kelimenin tam anlamıyla rezalet bir yazı. Böyle bir yazıyı ukalalıkla bu dergiye getirip önümüze koyuyorsun. Bu dergide bu yazının bir sözcüğü bile basılmaz.”

Sonra bu abi sigarasını üzerime üfledi ve “Şimdi siktir ol git gözümün önünden” reveransını da yapmış oldu.

Yazımı alıp, elim ayağım titreyerek oradan çıktım. Taksim’e yürüdüm. Bir kırtasiyeciden tipex aldım. Yazıdaki ismimi ve yazının başlığını tipex’ledim ve el yazısıyla başka bir başlık atıp, yazar olarak akrabamın ismini yazdım. Sonra bu sayfanın fotokopisini çekip, diğer sayfalarla birlikte bir zarfa koydum ve aynı dergiye yolladım.

Ertesi hafta yazı dergiye kapaktan girdi.

abicilikki

Bir yıl sonra da fotoğrafta gördüğünüz derlemeye alındı.

Ben de Beyoğlu’ndan, “sanat, siyaset ve edebiyat” dünyasından kendimi bütünüyle kopardım. Moda’da sevgilim, köpeğim, dostlarımla birlikte bol kitap okumalı, bol eğlenmeli, “ecinsiz” harika yıllar geçirdim.

Derlemede çıkan yazının başlığı: Devrimci Yolcu olabilmek… İkinci başlık: Abilerim çok kızacak ama…

Bu alemde birçok abim ve ablam oldu. Latife Tekin dünya ahret ablamdır örneğin, bir kez yüzünü görmedim. Hem mürekkebiyle, hem de kanıyla sevdiğim birkaç abim bile vardır.

Abilerim kızmasın ama abicilik yapmaya hiç niyetim olmadı.

Delikanlı kızlar, delikanlı oğlanlar… Sizin de olmasın.

Üzerinize sigara üfleyenler çıkar, çok da dert etmeyin.

Siktir edin köyleri… Yollar bizimdir.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s