Gülen Bahailerin gizli lideri mi? Bahailik din mi?

bahailerii

Fethullah Gülen, Bahaîlerin  gizli lideri mi? Ergenekon davaları sürecinde Türk İntikam Tugayları üyesi olmaktan tutuklu yargılanan Semih Tufan Gülaltay yazdığı kitapta bunu savunuyor. Türkiye’de kontrgerilla ağlarını ilk yazan kişi eski subay Talat Turhan da ABD’yle Gülen Cemaatinin  yıllardır yakın ilişkiler içinde olmasına  dikkat çekerek  Gülaltay’a destek veriyor, kitaplarında kaynak  gösteriyor, okunmasını öneriyor

BAHAİLİK NASIL BİR İNANÇ?

Davut yıldızını dini simge olarak kullanan, Bahailik 19’uncu yüz yılda İran’da Mirza Hüseyin Ali, (‘Bahaullah) tarafından kurulan tek tanrılı bir din. Kurşuna dizilerek öldürülen Bahaullah’ın Hz Muhammed’ten sonra gelen Allah tarafından görevlendirilmiş kişi olduğuna inanıyorlar. Hacca gitme(İsrail’e), Namaz kılma, Oruç tutma gibi ritüelleri İslamiyete benzer rituelleri bulunuyor.

bahailer

Türkiye’de de varlar. Türkçe yayın yapan  www.bahalik.org adlı internet sitesinde Bahailer dünya en yaygın ikinci din olduklarını öne sürüyorlar.

Kendi internet sitlerinde Türkiye’de ve dünyada Bahailik için, “19. yüzyılda başlayan Bahai İnancı dünyanın her yerine yayılmıştır. Türkiye’de yaklaşık on bin ve dünyanın hemen hemen her ülkesinde çeşitli kültür ve geçmişe sahip toplam beş milyondan fazla Bahai bulunmaktadır. İki yüzden daha fazla ülkede bulunan Bahailik coğrafi olarak dünyanın en yaygın ikinci dinidir. Bugün büyük şehirlerden kırsal köylere kadar her yerde Bahailere rastlamak mümkündür.” diyorlar.

bahailik

Prensiplerini, “ Bahailer, Hz. Bahaullah’ın içinde bulunduğumuz çağın koşul ve gereksinimlerine uygun olan ve tüm dünyada sevgi, birlik ve barış ortamının yeşermesini sağlayacak prensipler getirdiğine inanırlar. Bu prensiplerin temelinde hepimizin ve her birimizin tek bir Yaratıcı’nın kulları olarak tek bir ailenin parçaları olduğumuz yatar. Bahailer bu prensipler ışığında bireysel yaşamlarını şekillendirir ve yaşadıkları topluma faydalı bireyler olmaya gayret gösterirler.”  diye sıralıyorlar.

SİYASETE KARIŞMADIKLARINI İDDİA EDİYORLAR

Dinlerinin siyasi olmadığını kaydederek şunları ifade ediyorlar:

“Bahai Dini tamamıyla gayri siyasidir, gayri partizandır ve özel bir ırkı, sınıfı veya ulusu yüceltmeyi amaçlayan herhangi bir politika veya düşünce tarzıyla taban tabana zıttır. Hz. Bahaullah, bugünkü siyasi düzenin partizanlık anlayışının özellikleri olan ihtilaf ve çekişmeden kesinlikle kaçınmaları konusunda Bahaileri kesin bir dille uyarmıştır. Bu nedenle Bahailer hangi ülkede yaşarlarsa yaşasınlar, siyasi partilerin faaliyetlerine karışmazlar.”

Fakat Bahailer kendilerini böyle anlatsa da yaygın oldukları İslam dünyası içinde hiç sevilmiyorlar.

İSLAM DÜNYASI FİLİSTİN’DEN DÜŞMAN

Birçok kaynakta, Filistin’in işgali sırasında Bahailerin İngiliz İstihbaratına destek verdiğine ilişkin bilgiler yer alıyor.

İslami kaynaklarda, “Bahaullah, Filistin’in Akka şehrinde Osmanlılar tarafından sürgünde gönderildiğinde, Onun oğlu Abdulbaha, İngilizlerle gizlince temas kurarak Filistin’de anti islam bir devleti, kurulma planının temelini attılar! İngiltere hükümeti Abdülbaha’nın bu hizmetleri karşısında, Ona şövalye (knıghth hood) madalyasını ikram etti. Bu olay Bahailerin Garn-i Bedii kıtabının cilt 2 sayfa 214 de yazılmıştır(yazar şevki efendi). Aşağıdaki fotoğraf, Filistin işgalinden sonra İngiliz generalinin Abdulbeha’ya madalya verme sahnesini göstermektedir. Abdülbeha’da İngiliz  kralına dua etti!” şeklinde bilgiler bulunuyor.

israil

Nurcularla ne benzerlikleri var?

Semih Tufan Gülaltay, bunları  şöyle sıralıyor:

– Bahaîler cenazelerini İslam inanışının tersine, mermer lahitler içinde gömerler. Saidi Nursî de vasiyetinde cesedinin lahitin içine konulmasını istemiştir.

– Bahaîlerde ibadete başlama yaşı 16’dır. Fethullah Gülen de bir kitabında şöyle demektedir: “16 yaşıma kadarki dönemi çocukluk dönemi sayıyorum.”

– Bahaîlikte el öptürmek kesinlikle yasaktır. Fethullah Gülen de el öptürme konusunda şöyle diyor: “Fevkalade rahatsızlık duyuyorum. El öptürme prensibim hiç yoktur.”

Babiler, camilere gitmez, cemaatle namaz kılmazlardı. Bunun yerine evlerde toplanmayı tercih ederlerdi.” Ardından Nur evleriyle ilgili Fethullah Gülen’in şu sözlerine dikkat çekiyor: “Bu ışık evlerinin kendine has özellikleri vardır… Yüreği pek, imanı çelik insanların yetiştiği kutsal mekanlardır… Artık geçmişte camide yapılan dini ruhunun müzakereleri bu evlerde biraraya gelinerek yapılacaktır.”

– Bahaîler, camiye girmez, cemaatle namaz kılmaz. Sadece cenaze namazı kılarlar. Gülaltay’a göre, Fethullah Gülen’in de cenaze namazı dışında camiye girip namaz kıldığını şu ana kadar kimse görmemiştir.

-Gülen’in ismi 1844 yılında İran Şahı’nı öldürmeye kalkışan bir Bahaî fedaisinden gelmektedir: Fethullah Kamî. Fethullah Gülen’in ailesinin İran’dan göçme olduğunu da ortaya koyan Gülaltay, Bahaîlikle bir başka bağlantısını daha ortaya çıkarmaktadır.

-Fethullah’ın rumuz olarak kullandığı isimler de eski Bahaî kahramanlara atıftır. Örneğin, ‘1982 yılının sonlarında DGM savcılığının hakkında başlattığı soruşturmada, Fethullah’m Dahhak kod adını kullanarak kitap yazdığı tespit edilmiş. Bilindiği üzere Dahhak İran mitolojisinde, İran’ı istila edip İran Şahı Cemşit’i testere ile ortadan ikiye böldürten, İran halkına işkenceler, eziyetler yapan bir adammış. İran halkı Dahhak-ı Zalim diye andıkları bu gaddar adamın zulmünden perişan olmuştu.

– Bahaîlikte kurban kesilmez. Ünlü Fethullahçı bilim adamlarından birisi de katıldığı bir tartışma programında kurban kesmeyi hapvan katliamı olarak nitelendirmiştir.

– Bahaîlikte, herkes malının yüzde beşini, toplumun başında bulunan 19’lar heyetine vermek zorundadır. Fethullahçı organizasyon ve vakıfların başındaki yönetim kurulu da 19 kişidir.

gulen

Fethullah ile Bahaîler arasındaki bir başka somut bağlantı ise Saidi Nursi’nin hayatından alınmaktadır. Saidi Nursi, Gülaltay’ın ortaya çıkardığına göre, İran Şahına suikast düzenleyen Babilerin şeyhlerinden Celaleddin Afgani’nin İran’dan kaçıp Abdülhamit’in himayesine girmesi sırasında kuryelik etmişti. Saidi Nursî, yine bir başka Bahaî tetikçi Kirmani’yi de İran-Türkiye sınırında karşılayacak ve İstanbul’a kadar kendisine eşlik edecekti.

Gülaltay, kitabın sonuna doğru Gülaltay “Bahai imparatorluğunun işlevi dünya çapında ABD’yi iktidara getirmek olacaktır. Zaten, Bahailiğin ortak dili de İngilizce olacaktır. Gülaltay’a göre ABD’de bugün 20 milyon Bahaî yaşıyor ve Bahailerin etkinliği oldukça önemli. Zaten Bahailerin kullandığı ev-mabetlerin kubbeleri de Beyaz Saray’ın kubbesine benziyor.” diyor.

bahailer-hayf

 Talat Turhan’ın  Gülen ile AKP’nin arasının iyi olduğu dönemde çıkan Derin Devlet kitabında ABD-Gülen ilişkisi üzerine şu sorular yöneltiliyor:  

“Zaman zaman küreselleşmeci medyada Fethullah Gülen ile yaşadığı ABD’de çarşaf çarşaf röportajları yayınlanıp bu kişi parlatılmaya devam ediliyor. Türkiye ve yurtdışına sarkan cemaati her geçen gün gücünü artırıyor. Ama bu medya kuruluşlarından hiçbiri Gülen’in ormanlık bir villa içinde oturduğunu yazmasına karşın, villa sahibi yeğeninin özgeçmişinden söz etmeyi aklına getiremiyor. Yeğeni kimdir? Ne zaman Amerika’ya gitmiştir? Ne iş yapmaktadır? Servetinin kaynağı nedir sorularının kaynağını araştırmayı yaşamsal değerde görüyorum. Bir Müslümanın, Siyonist ve masonik bir devlet olan ABD’ye bu derece bağlı olmasının nedenleri, başta cemaati olmak üzere tüm Türkiye’ye açıklanmalıdır. Nitekim yazılan bir kitapta Fethullah Müslüman mı? sorusu sorulmaktadır.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s