Metin Göktepe cinayeti sonrası kim ne yazdı?

metin-goktepe

 Gazeteci Metin Göktepe, Evrensel yöneticileri tarafından 8 Ocak 1996’da Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde, tecrite karşı karşı mücadelede yaşamını yitiren Orhan Özen ile Rıza Boybaş’ın İstanbul’da yapılacak cenaze törenini izlemekle görevlendirildi. Metin Göktepe görevini yaparken cenaze törenini izlerken sarı basın kartı olmadığı için 500’ün üzerinde kişiyle birlikte Alibeyköy’de gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlarla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürüldü ve burada kendinden geçinceye kadar polisler tarafından dövülerek öldürüldü. Cansız bedenini bir kimsesiz gibi spor salonunun büfesinin yanına bırakıldı. Cesedi bulunduğunda ve olay sorgulanmaya başlandığında gözaltına alındığı dahi başta dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından inkar edildi. Fakat başta meslektaşları ve onların aracılığıyla toplum sinmedi, olayın üzerine gitmeyi tercih etti. Göktepe cinayeti 1990’lı yılların ilk yarısında görünmezden gelen faili mechuller ve basına baskı konusunda bir uyanmaya neden oldu.  Bir dönüm noktası haline geldi. Fakat uyanış ve duyarlılık uzun süre devam ettirilemedi. Bugün o günlerden uzaklarda yaşamıyoruz. Cinayetlerin yerini tutuklamalar aldı yalnız… 

metin-goktepe

Peki o dönem basın bu cinayeti nasıl görmüştü? İşte Halil Burak Öz’ün yüksek lisans tez çalışması kapsamında yaptığı çalışmadan bir bölüm:

MİLLİYET

Milliyet gazetesi 9 Ocak 1996 tarihli sayısında Metin Göktepe’nin öldüğü gözaltıları, Göktepe cinayetinden hiç söz etmeden birinci sayfadan, cezaevlerindeki direniş ve isyanları içeren “Zincirleme isyan” başlıklı haberin içinde vermişti. Haber merkezi imzalı haber, üstünde “Cenazeyi polisler gömdü”  başlığı taşıyan ve omuzlarında cezaevindeki öldürülen tutuklunun tabutunu taşıyan polislerin fotoğrafla güçlendirilmişti. Haberde Göktepe’nin öldürüldüğü gözaltılara ilişkin polislerin uyguladığı şiddete yer verilmemişti. Haberde gözaltılar haberin fotoğraf altında şu şekilde kurgulanmıştır, “Üsküdar Cezaevi’ndeki çatışmada ölen Rıza Boybaş ve Erhan Özen’in cenazesine gelen 1000 kişi, Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda gözlem altına alındı. Cami çevresinde çok sıkı güvenlik önlemleri alan polis, namaz kılacak kişi bulunmayınca, cenazeleri mezarlığa götürerek gömdü. Spor salonunda bulunanlar ise kimlik tespitinden sonra tek tek bırakıldı.”

Haberin devamı ise Haber isimli 20’nci sayfada, “Cezaevleri ‘eylemevi’ oldu başlığıyla manşetten verilmiştir. Cezaevlerindeki olayların nedenlerini sorgulamadan sadece sol örgütlerin kışkırtıcılık yaptıkları düşüncesi yaratılacak şekilde olaylar üzerinden verilen haberde iki fotoğraf kullanılmıştır. Büyük fotoğrafta cenazeyi gömmek için mezara küreklerle toprak atan polisler ve arka planda ağlayan bir kadın görünmektedir. Küçük fotoğrata ise Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda gözaltında, ön planda gözaltına alınan  üç kişi olmak üzere ortadaki kişi yüzünü kapamış zafer işareti yaparken görünmektedir. Haberde polisin herhangi bir olay çıkmaması için kimlik kontrolü yaptığı ve bin kişiyi Eyüp Kapalı Spor Salanu’nda gözaltına aldığı aktarılmıştır. Haberde polisin şiddet uyguladığına ilişkin tek unsur ise kişilerin sevimsiz bir şekilde kişilerin görüntülendiği küçük fotoğrafın altıdaki fotoğraf altında şu şekilde geçmektedir, “ Cenazeye katılmak isteyen bin kişi Eyüp Kapalı Spor Salonu’na kapatılarak kimlik kontrolü yapıldı. Bu sırada polisin salondakilere zor kullandığı iddia edildi.”

10.01.1996 tarihli, baş sayfasını Sabancı suikasti kaplayan Milliyet gazetesinde Metin Göktepe’nin öldürülmesi haberinin spotu 3’üncü sayfada yer bulmuştur.  Tek sütundan oluşan haberin başlığı, “Gazetecinin şüpheli ölümü” şeklindedir. Metin Göktepe’nin portre fotoğrafının da  yer aldığı haber spotu şu şekildedir, “Cezaevi olaylarında ölen Boybaş ve Özen’in cenazesinde iki gazeteciyle birlikte gözaltına alındığı öne sürülen Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe(27) ölü bulundu. Polis, Göktepe’nin gözaltına alınmadığını, savcılık ise serbest bırakıldıktan sonra fenalaştığını öne sürdü.” Gazetenin 3’ncü sayfasında yer alan bu haberin devamı gazetenin 25’inci sayfasından, “Gazetecinin kuşkulu ölümü” başlığıyla manşetten verilmiştir. Göktepe’nin fotoğraflarının yer aldığı Evrensel gazetesi sayfalarını ve  siyah çelenk taşıyan protestoyu gösteren geniş bir fotoğrafla güçlendirilmiş bu haberde 3’ncü  sayfadaki habere ek olarak Evrensel Gazetesi İmtiyaz Sahibi Vahdettin Korkankorkmaz ve gazete avukatı Kamil Tekinsürek’ten görüş alınmıştır. Ayrıca “Basına saldırı demokrasiye zarar verir” başlığı taşıyan haberin kutusunda, Türkiye Gazeteciler Cemiyet Başkanı Nail Güreli ve Çağdaş Gazeteciler Derneği İstanbul Şubesi’nin olaya tepkisi aktarılmıştır.

11.01.1996 tarihli Milliyet gazetesinde ise Metin Göktepe cinayetine 1.sayfanın en altında ortada, siyah fon üzerine beyaz haflerle bir sütunluk küçük bir yer ayrılmıştır.  “Basının evrensel tepkisi” taşıyan haber şu şekildedir, “Gazeteci Metin Göktepe’nin şüpheli ölümü nedeniyle basın kuruluşları ve meslektaşları sert tepki gösterdiler. TGC Başkanı Güreli, “Sorumluların bulunması için hukuk çerçevesinde çalışacağız”dedi. Merkezi Newyork’taki Gazetecileri Koruma,Komitesi de Başkan Çiller ve yetkili kuruluşlara fakslar çekerek sorumluların saptanmasını istedi. Sabancı suikasti manşet olan birinci sayfada küçük bir yer ayrılan Metin Göktepe cinayetinin devamı ise polis adliye haberlerinin yer aldığı üçüncü sayfadan manşetten verilmiştir.  Üçüncü sayfadaki haberin başlığı ise, “Gazeteci öfkesi” taşlığı taşımaktadır. Haberin sıfatında sanki Milliyet gazetesinde çalışanlar gazeteci değilmiş gibi dışarıdan bir bakış vardır, “Meslektaşları ölümü kuşkulu muhabir için için haykırdı: Hepimiz Göktepe’yiz” Haber, Metin Göktepe’nin fotoğraflarını taşıyan annesisin büyük fotoğrafı  ve eylemci gazetecilerin küçük fotoğrafta kullanılan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti önündeki eylem görüntüsüyle güçlendirilmiştir. Haberde Evrensel gazetesinin Göktepe cinayeti için suç duyurusunda bulunduğu, gazeteci örgütlerinin Metin Göktepe için eylem yaptıkları belirtilmiştir. Haberde ayrıca TGC başkanı Nail Güreli’nin, Göktepe’nin otopsi rapolarının cinayeti gösterdiğini söylediği vurgulanmıştır. Haberin foto altı bölümünde de Uluslararası Gazeteciler Komitesi’nin başta dönemin Başbakanı Çiller olmak üzere tüm yetkililere kınama mesajı gönderdiği belirtilmiştir.

Haberin “Demirel: Özgür basından vazgeçilemez” başlığını taşıyan kutusunda da dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in basın bayramını kutlamasına ve dönemin Başbakanı Çiller’in basın bayramı dolayısıyla “Türkiye’de basın özgürlüğünün tam olarak yaşandığını söylemesine yer verilmiştir.

12.01.1996 tarihli Milliyet gazetesinde ise Göktepe’nin cenazesi 3’üncü sayfadan solda, yazarın altında 2 sütun yer ayrılmış şekilde büyük bir cenaze fotoğrafı açılarak  “Göktepe için büyük tören” başlığıyla verilmiştir. Bu sayfanın “Sabancılar’ın acısı” başlığını taşıyan manşetini ve geri kalan bölümlerini (yazarın yazısı dışında) tamamen Sabancı suikastı sonucu öldürülenlerin cenazeleri kaplamıştır.

Milliyet gazetesi daha sonraki günler de Göktepe’yle ilgili haberlerini sürdürmüştür.  Gazete  26.01.1996’da manşetinden ve Politik Haber sayfası olan 12’nci sayfasının 2’nci manşetinden genişçe verdiği, haberde 3 müfettişin cinayeti aydınlattığını bildirmiştir ve 15 polisin silahlarının alındığını aktarmıştır. Gazete, A.Fuat Duatepe imzalı haberde Mülkiye Başmüfettişleri Şükrü Erdem ve Cengiz Akın ile Polis Başmüfettişi Yaşar Gökışık’ın hazırladığı ve cinayeti nispeten aydınlatan raporu sayfalarında geniş bir şekilde işledikten sonra, “gazetecinin şüpheli ölümü gibi” ibareler kullanmamıştır.

HÜRRİYET 

Hürriyet gazetesi Metin Göktepe’nin öldürüldüğü olaylar 9 Mayıs 1996 tarihinde 27’nci sayfada, “İsyan kelle götürdü” başlığıyla Ümraniye Cezaevi’nde iki mahkûmun ölmesine neden olan olaylar nedeniyle iki savcının görevden alındığını ifade eden bir başlıkla verilmiştir. Haberde “Fitili ateşlenmiş bir dinamite dönüşmesi an meselesi olan cenaze töreni polisin taviz vermez tutum ve görülmemiş sıklıktaki güvenlik önlemleri sayesinde sakin geçti” şeklinde ibarelerler dikat çekmiştir. Haberde “Bölgedeki tüm yolların polis barikatıyla kesilmesine rağmen Alibeyköye Cemevine ve Güzelyayla Camii’ne gitmek isteyen” şeklinde yorumlanarak 500 kişinin gözaltına alındığı belirtilmiş, fakat Metin Göktepe’nin öldürülmesine ilişkin bir bilginin haberde yer almadığı gözlemlenmiştir. Haberde bunların dışında dikkat çekici bir unsurda fotoğraflarla da desteklenerek cezaevinde ölenlerin cenazelerini polisin gömdüğünün vurgulanmasıdır. 10 Ocak 1996 tarihinde, Sabancı suikastıyla ilgili haberler Hürriyet gazetesinin tamamını kaplamıştır. Gazeteci Metin Göktepe’nin ölüm haberi ise 35’inci sayfada sağ tarafta altta, iki sütun üzerinden, “Gazetecinin kuşkulu ölümü” şeklinde düz bir başlıkla görülmüştür. Göktepe’nin çatlığı masaya karanfil bırakan bir çalışanın görüldüğü fotoğrafın kullanıldığı habere, “Ümraniye’deki Üsküdar E Tipi Cezaevi’nde meydana gelen olaylarda ölenlerin önceki gün gerçkeleştirilen cenaze törenin gözaltına alındığı öne sürülen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’nin cesedi dün saat 20.00 sıralarında Eyüp Spot Salonu’na 50 metre mesafedeki büfenin yanında bulundu” şeklinde olay anlatılarak başlanmıştır. Haberde dikkat edilirse Metin Göktepe’nin gözaltına alınmasına dahi “öne sürüldü” şeklinde olumsuz bir yüklemle şüpheli şekilde yaklaşılmıştır. Ancak haberin devamında tanıkların ifadesi üzerinden bu yargı kırılmıştır. Haberde otopsi sonucu Göktepe’nin beyin kanaması sonucu öldüğü kaydedilirken, Evrensel Gazetesi sahibi (olarak gözüken)Vahdettin 321 Korkmaz’ın Evrensel gazetesini arayan birinin Göktepe’yle birlikte gözaltına alındığını ve Göktepe’ye işkence yapıldığını söylediği bilgisini içeren açıklaması yer almıştır. Haberde ayrıca Yeni Yüzyıl gazetesi muhabiri Murat İnceoğlu ve Cumhuriyet muhabiri Kerem Ilgaz’ın da Metin Göktepe’yi gözaltına alınırken gördükleri kaydedilmiştir. Haberde, “Beyin Kanaması” ara başlığının altıda da Metin Göktepe’nin Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporunda işkence gördüğünün belirlendiği aktarılmıştır. Haberde, Evrensel Gazetesi’nden yapılan açıklamada otopsi sonucunun Göktepe’nin polis tarafından dövülerek öldürüldüğünü doğruladığının belirtildiği kaydedilmiştir. Gazete ayrıca Hürriyet gazetesinin haberlerinde rastlanılmayan şekilde devlete karşı tepkinin dile getirildiği, “Metin Göktepe’nin polis tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi, meslektaşları ve basın örgütleri tarafından kınandı” şeklinde cümlenin ardından TGC ve Basın Konyesi’nin açıklamalarına yer verilmiştir. Haberin sonunda da yüzü aşkın gazeteci ve kameramanın İstanbul Valiliği’ne siyah çelenk bıraktığı bilgisi verilmiştir. 11 Ocak 1996 tarihinde ise gazetenin 34’üncü sayfasının manşeti, “Otopsi cinayet diyor” şeklinde bir önceki günkü haberde yer alan bilgilerin tekrar eden bir başlığa sahiptir. Haberde Metin Göktepe’nin otopsi sonucu beyin kanaması sonucu öldüğü bilgisi verilmiş, Ankara, İzmir, İstanbul’daki gazetecilerin, çeşitli demokratik kite örgütlerinin ve siyasi partilerin olaya tepki gösterdikleri belirtilmiştrh Haberde Metin Göktepe’nin öldürülmesinin sorumluluğu ise , küçük memurların insiyatifinde gerçekleşen bir olaymış gibi yorumlanarak, “İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan’nın polisin olayla ilgili açıklamalarını tatmin edici bulmayarak soruşturma açtığı bilgisi” üzerinden ifade edilmeye çalışılmıştır. Haberde dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in de İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan’a olayı aydınlatma talimatı verdiği kaydedilmiştir. Haberde “Gazeteciler kalemlerin kırdı” başlığı altında ise İstanbul’da TGC önünde yapılan törenden ve İstanbul Valiliği önüne siyah çelen bırakkıılmasından bahsedilmiştir. Haberde ayrıca Evrensel gazetesinin İstanbul DGM tarafından toplatıldığı bilgisi verilmiştir. Haberde bunun dışında Metin Göktepe’nin cenazesine ilikin bilği verilmiş, CHP Genel Başanı Deniz Baykal’ın, DSP Grup Başkanvekili Mümtaz Soysal’ın, Ankara Barosu, TGS, ÇGD ve Parlemando Muhabiri’nin Göktepe’nin öldürülmesinin kınadığı kaydedilmiştir. Haberin Metin Göktepe’nin annesinin Metin Göktepe’nin öldürülmesinin protesto edildiği bir eylemde oğlunun fotoğrfafıyla önde 322 gözüktüğü okuyucunun duygularına seslenen dramatik fotoğrafının altında ise, “Metin Göktepe’nin annesi Fadipe Göktepe protesto yürüyüşünedu oğlunun karanfillerle süslü fotoğrafını taşıdı” yazmaktadır. Gazetede ayrıca Yıldırım Çavlı’nın gazetenin 22’nci sayfasında yer alan köşesinde, “Gazetencinin ölümü” başlıklı bölümde dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar mesaisinin bütün bölümünü Sabancılar suikastına ayırırken, Metin Göktepe’nin polislerce öldürülmesi olayıyla ilgilenmemesi eleştirilmiştir. 12 Ocak 1996 tarihinde ise gazetenin 32’nci sayfasında, “16 k. Yürüdüler” başlığıyla verilen haberde Metin Göktepe’nin cenazesi aktarılmıştır. Başlığın üstünde iki fotoğraf yer almıştır. Soldaki fotoğrafta mezara kapaklanmış şekilde Metin Göktepe’nin annesi ve onu yanında sakinleştirmeye çalışanlar gözükmektedir. Fotoğrafaltı yazısının başlığı ise, “ Annenin yürek yakan acısı” şeklinde okuyucunun duygularına seslenen içeriktedir. Fotoğrafaltı yazısında ise, “ Fadime Göktepe, oğlunun mezarına kapanıp uzun süre gözyaşı döktü. Fadime Ana’yı güçlükle mezarın başından kaldıran yakınları talihsiz gazeteciyi acımasızca dövenlere lanet yağdırdılar” şeklinde duygusal unsurların yoğun olduğu ve Metin Göktepe’nin yakınlarının öfkesinin yansıtıldığı bir yazıdır. Sağda ye yer alan fotoğrafta ise morgta yatan Metin Göktepe’nin sadece yüzü gözükmektedir. Bu fotoğrafın altındaki yazının başlığı, “Yapanı bulun” şeklinde devlete talimat veren bir biçimdedir. Kırmızı noktayla verilen bu bölümed Metin Göktep’nin otopsi sırasında başına ve yüzüne ağır darbeler indirildiğinin belirlendiği kaydedilmiştir. Ayrıca Metin Göktepe’nin yüzde ve kafatasında darbe izleri ve morklukların olduğu kaydedilmiştir. Haberde ise 16 kilometre yol yürünerek toprağa verilen Metin Göktepe’nin toprağa verildiği cenaze töreni aktarılmış, törene 8 bin kişinin katıldğından bahsedilmiş ve törene katılan kişilerin polis alehine sloganlar attığından bahsedilmiştir. Çağdaş Gazeteciler Derneği başkanı Mustafa Ekmekçi’nin Metin Göktepe’in ölümüyle Türkiye’de öldürülen gazetecilerin sayısının son 100 yıl içinde 47’ye yükseldiğinin kaydedildiği haberde Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İhsan Çaralan’ın, Metin Göktepe’nin gözaltına alınarak öldürülmesinin tanık ve otopsi raporuyla kesinleştiğini kaydettiği konuşması, “öne sürdü” şeklinde olumsuz bir yüklemle bitirilmiştir. 323 Metin Göktepe’nin annesinin tabuta sarılarak ağladığının belirtilmesi gibi dramatik unsurların da kullanıldığı haberde, polislerin töreni uzaktan izlemekle yetindiği bilgisi verilirken, İçişleri Bakanı’nın polise yöneltilen eleştirileri dikkate alarak olayı soruşturan müfettiş sayısın 5’e çıkardığı bilgisi de yer almıştır. Bunların dışında haberin yer aldığı bölümün sağında geniş şekilde sayfaya yerleştirilen fotoğraflardan birinde cenaze törenine katılan geniş kitle gözükürken haben altında yer alan daha küçük bir fotoğrafta selam duran trafik polisi gözükmektedir. Polisin sempatik gösterilmeye çalışıldğı bu foğrafın yanında, “Polisler selama durdu” şeklinde kısa haber polislerin cenazeye selam durduğu aktarılırken, “…gazetenin önüne 200 metre kala eller üzerine alınan tabutun üzerindeki yeşi örtü kaldırılıp kırmızı bez örtüldü” şeklinde bir cümle bulunmaktadır. Bu kısa haberde devletin cenzeye saygı gösterdiği ifade edilirken, Metin Göktepe’nin cenazesine katılanların inançlara saygı göstermediği ifade edilmeye çalışmış, ayrıca “kızı bayrak ya da kızıl örtü” yerine “kırmızı bez” denilerek Paris Komünü’nden beri komünizmin sembolü olan bayrak aşağılanmıştır. Sonuç olarak Hürriyet gazetesi Metin Göktepe olayına ilk gün önem vermezken ertesi günlerde olayın sansasyonel boyutunu göz önüne alarak sayfalarında işlemeye başlamıştır. Gazetede her ne kadar sosyalist bir gazetecinin öldürülmesinden kaynaklı polislere bir eleştiride bulunulsa da bu eleştirinin üst düzey yöneticilere karşı yapılmasından haberlerde imtina edilmiştir. Hürriyet gazetesinde Metin Göktepe’nin öldürülmesinin ardından bu cinayeti ele alan haberler, gazeteci cinayetlerine karşı gazetecilerin ve gazetelerin sert tepkisini yansıtmaktan uzak olmakla birlikte, Metin Göktepe cinayetiyle gazeteci cinayetlerine toplusal bir karşı çıkış olduğu ve bu cinayetin bir dönüm noktası olduğu iddiasını doğrulmaktan uzaktır

ZAMAN

Metin Göktepe’nin ölümüne Zaman gazetesi 10 Ocak 1996 tarihinde 10’uncu sayfanın sağ alt köşesinde küçük bir yer ayırmıştır. Metin Göktepe’nin portre fotoğrafının da kullanıldığı tek sütundan oluşan haberin başlığı, “Evrensel muhabiri ölü bulundu” şeklinde Milliyet gazetesine aynı gün çıkan haberle paralellik gösteren şekildedir.

Haberde gözaltına alınan Metin Göktepe’nin cesedinin Eyüp Kapalı Spor Salonu arkasındaki parkta bulunduğu bilgisi verilmiş ve Göktepe’nin vücudunda darbe izlerinin tespit edildiği belirtilmiştir. Haberde darbe izlerinin kimin tarafından tespit edildiği belirtilmeyerek burası muğlak bırakılmıştır. Haberde Göktepe’nin gazetesinden görüş alınmazken, polisin açıklaması verilmiştir. “Açıklama yapan polis” şeklinde tırnak içine alınmadan verilen açıklama, “…polis, dün gözaltına alınan Göktepe’nin, kimliği tespit edildikten sonra serbest bırakıldığını, daha sonra kimliği belirsiz kişilerce öldürüldüğünü ileri sürdü” şeklindedir. “İleri sürdü” yüklemi gazetelerde genellikle inandırıcı olmayan iddialar haberleştirilirken kullanılmaktadır. Ancak haberde “darbe izleri” dışında Göktepe’nin polis tarafından işkence gördüğü şüphesi uyandıracak bir kelime bulunmamaktadır.  Gazetenin 9 Ocak 1996 tarihli 3’üncü sayfasında yer alan  “Cenazeleri polis kaldırdı” başlıklı haberinde de cenazeye katılan yurttaşları eleştiren, dini inançlarını dışlayan bir üslup söz konusudur:  “…öğle ezanın okunmasına rağmen cenaze namazı kılınmaması üzerine, cenazeler polis tarafından gümüldü.” bir dil kullanılmıştı. Bunun dışında haberde Göktepe’yle birlikte gözaltına alınan 500 kişiye polisin sert müdahalesi ve gözaltılar konusunda polisi hak veren bir dil tutturulmuş, gözaltında tutulanlara polisin sert müdahalesine değinilmemiştir.  “Cemevi ve mezarlık civarında şüpheli görülen ve korsan gösteri yapmak istedirleri belirtilen yaklaşık 500 kişi gözaltına alındı. İETT otobüslerine bindirilen şüpheliler. Eyüp Kapalı Spor Salonu’na konularak gözetim altında tutuldular.”

Göktepe cinayetiyle ilgili Zaman gazetesinde 10 Ocak 1996 günün ardından 11 Ocak 1996’da ve 12 Ocak 1996’da bir habere rastlanamamıştır.  Gazetenin Göktepe cinayetine duyarsız kaldığı gözlemlenmiştir.

EVRENSEL

Gazetenin 9 Ocak 1996 tarihinde manşeti “Polis cenazeleri kaçırdı” şeklindedir. Haberde hapishanede ölen Rıza Boybaş ve Orhan Özen’in cenaze törenlerine ilişkin bilgi verilmekte ve cenaze törenlerine katılmak isteyen bin beş kişinin gözaltına alındığı 308 kaydedilmektedir. Ancak gözaltılına alınanlar arasında Metin Göktepe de olmasına karşın buna ilişkin bir bilgiye haberde rastlanamamıştır. Gazetede yer alan diğer haberlerde de Metin Göktepe’nin gözaltına alındığına ilişkin ya da öldürülmesine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Evrensel gazetesi çalışanlarından tez çalışması kapsamında alınan bilgiye gazetenin baskı saatinin erkenliğinden ötürü 9 Ocak 1996 tarihinli gazetede Göktepe’yle ilgili herhangi bilgi yer almamıştır. 10 Ocak 1996 tarihinde gazetenin manşeti “Metin katledildi, Susmayacağız!” biçimdedir. Üst başlıkta ise “Alibeyköy’de gözaltına alınan muhabirimiz Metin Göktepe, polis tarafından dövülerek öldürüldü” şeklinde kesin bir yargı bulunmaktadır ki bunun doğruluğu daha sonraki günlerde diğer basın kuruluşlarınca da doğrulacanaktır. Haberin spotunda “Göktepe gazeteci olduğu bilindiği halde, gözaltına alınarak polisler tarafından katledildi. Otopsi raporunda ölüm nedeni ‘Beyin kanaması ve doku içi kanaması’ olarak açıklandı” şeklinde cümleler yer almaktadır ve Göktepe’nin kasten polisler tarafından kasten öldürüldüğü vurgulanmaktadır. Spotta ayrıca, Metin Göktepe’nin öldürülmesini kınamak için Gazeteciler Cemiyeti’nin önünde yapılacak basın açıklaması duyurulmakta ve Göktepe için yapılacak cenaze töreninin progamı aktarılmaktadır. Gazetede diğer bütün haberler gibi Metin Göktepe imzalı manşet haberi, sayfaya büyük şekilde açılan Metin Göktepe’nin gazete bürosunda gözüktüğü fotoğrafın sağında tek sütun üzerinde verilmiştir. Haberde, Metin Göktepe’nin Ümraniye Cezaevinde ‘katledilen’ Rıza Boytaş ve Orhan Özen’in Alibeyköy’de düzenlenecek olan cenaze törenlerini izlemek üzere olay yerine gittiği belirtilerek, “…Burada polisler tarafından gazeteci olduğu bilinerek gözaltına alındı. Gözaltında tutulduğu Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda dövülen muhabirimiz öldürüldükten sonra da salonun bir kenarına atıldı” denilmiştir. Haberin birinci sayfada yer alan bölümünde kaynak gösterilmemiş, iddialar, daha sonra yapılan soruşturmada doğrulansa da kişi ve kişiler dayandırılmamıştır. Baş sayfada manşet haberinin sağında yer alan haber ise manşet haberinde kaynak gösterilmeme eksikliğini kapayacak niteliktedir. “Polisler dövüyordu” başlığını taşıyan haberde görgü tanığı Hayati Güngören’in katliamın en yakın tanırklarından biri olduğu belirtilerek tırnak içinde şu Güngören’in anlattıkları hikayeleştirilerek verilmiştir: “Eyüp 309 Kapalı Spor Salonu’nun girişinde kapıya yakın bir yerdeydik. Evrensel gazetesi muhabiri olduğunu söyleyen Mitin Göktepe amirlerle görüşmek istediğini söyledi. Bunun üzerine Metin’i yanımızdan alarak götürdüler. Aradan birkaç dakika geçmeden onu dövmeye başladılar. Çığlık sesleri geliyordu. Yaklaşık 10 dakika sonra bir sessizlik başladı. Sonra polisler müthiş bir telaş içine düştüler. Amirleri, ‘Ulan bu adam öldü galiba. Alın bunu buradan götürün. Ne yaparsanız yapın’ dedi. Sonra onu, gözlerimizin önünde sürükleyerek götürdüler. Çevik Kuvvet’e bağlı olduğunu anladığımız ve adının İlhami olduğunu duyduğumuz poliserlerden birisi Metin’i dövenler arasındaydı. Polis İlahami’nin Metin’i döverken kullandığı jopunun üzerinde ‘Haydar’ yazıyordu. Olaylar 8 Ocak günü saat 13:00 ila 14:00 arasında gerçekleşti.” Bu haberin altında “Çiller’den inkâr” başlığını taşıyan ve Metin Göktepe’nin gözaltına alındığını Cumhuriyet Savcılğı tarafından kabul edilirken dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan’ın inkâr ettiğinini işleyen devamı gazetinin sekizinci sayfasında altta, “ Başbakan Çiller, muhabirimiz Metin Göktepe’nin gözaltında öldürülmesine ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, kendisine gelen bilgilere gözaltı olayı olmadığını öne sürerek geniş bir tahkikat başlatıldığnı, olayın üstüne gidileceğini iddia etti. Savcılık ve Emniyet Müdürlüğü tarafından kabul edilen gözaltına alınma olayının ‘en yetkili organ’ olan İçişleri Bakanlığı tarafından ‘Böyle bir şey olmadı’ diye reddedilmesi, başlatılcağı iddia edilen ‘geniş tahkikatın’ nasıl bir tahkikat olacağı konusunda ipucu verdi” şeklinde ifadelerle hükümete olan güvensizliği ortaya koyan bir şekilde yorumlu olarak yer verilmiştir. Baş sayfaya dönersek, sayfanın sol tarafında hemen manşetin altında ise siyah zemin üzerine beyaz harflerle “Lanet yağıyor” başlığını taşıyan tek sütun üzerinden verilen haber bulunmaktadır. Haberde, “…kitle örgütlerinin, yazarların, sendikacıların, aydınların ve gazetenin okurlarının Metin Göktepe’nin katledilmesini nefrtele kınayıp sorumluların biran önce yargılanmasını istediler” şeklinde gazetenin ve genellenen diğer kesimlerin öfkesini yansıtmayı amaçlayan bir üslûp kullanılmıştır. Haberde ayrıca, dönemin İstanbul Barosu Başkanı Avukat Turgut Kazan’ın, gazeteci ölümünün dehşet verici olduğunu vurgulayan ve gözaltı sonrası ölümün basit bir olay 310 olmadığına dikkat çeken demokrasinin tehdit olduğunu savunan görüşleri haberin girişinde yer bulmuştur. Haberde Evrensel gazetesi çevresinde önde gelenlerden biri olan ve daha sonra 2011 yılında bağımsız Milletvekili seçilecek Avukat Levent Tüzel’in Göktepe’nin öldürülmesinden İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar’ı, “Cinayet, Taşanlar’ın yeni görev anlayışının bir ürünüdür. Bu anlayışın üzerine gitmek lazım… Göktepe’nin ölümünün takipçisi olacağız.” şeklinde suçlayan görüşlerinin de bulunduğu haberin devamı gazetenin 8-9-10-11’inci sayfalarında geniş şekilde yer bulmuştur. Gazetenin baş sayfasının sol alt köşesinde ise baş yazı bulunmaktadır. “Evrensel” imzalı yazı “Evrensel susmayacak” başlıklığını taşımaktadır. Başlıktan da anlaşılacağı gibi yazıda Metin Göktepe’nin öldürülmesi gazetenin kurumsal kimliğine yapılmışmış bir saldırı olarak yorumlanmaktadır. Yazıda, son beş yıl içinde Metin Göktepe’yle birlikte 25 gazetecinin öldürüldüğüne dikkat çekilmiş ve faili mechul cinayetlere sonucu öldürülmüş bu 25 gazetecinin ortak özelliğinin “… ülkeyi yönetenlerin hoşuna gitmeyen gerçekleri yazmak” olduğu iddia edilerek gazeteci cinayetlerinden devlet sorumlu tutulmuştur. Yazının devamında, Metin Göktepe’nin öldürülmesi konusunda devlet kurumlarının tutumları eleştirilerek, “Savcılık ve yetkililer, Metin Göktepe’nin gözaltındayken gerçekleştirilen öldürülmesini de bir ‘faili mechule’ dönüştürmek istiyor. Oysa olay ne ‘faili mechul’ dür ne de sıradan polisler tarafından işlenen bir cinayettir. Olayın gelişim seyrinden de anlaşılacağı gibi gazeteciler arasından seçilerek öldürülmüştür” denilmiştir. Yazıda devlet kurumlarının tutumunun ve Metin Göktepe’nin öldürülmesinin gazeteye göre nedeni ise, “….kurulduğu günden beri işçilerden, emekçilerden, devrimcilerden, demokratlardan yana saf tutan ve gerçekleri yazmakta ısrar eden Evrense’e ve gerçek peşinde koşan gazetecilere verilen bir gözdağıdır” denilmiştir. Bunlar dışında yazıda, (dönemin) İstanbul Emniyet Müdürü’nün, daha görevine resmen başlamadan, ‘İstanbul’a kelle koparmaya geldiği’ şeklindeki açıklamıları, cinayetten birkaç gün önce cezaevlerindeki ‘terör’ Metin Göktepe cinayetinin devlet ve derin devlet 311 cinayeti olduğu, “… Metin Göktepe’nin öldürülmesinden sorumlu olanlar sadece tetikçiler değildir. Eyüp Emniyet Amiri ve İstanbul Emniyet Müdürü, İçişleri Bakanı ve ülkeyi sınırsız bir baskı ve terörle yöneten hükümet bu olayın failidir. Çünkü ülkeyi yönetmek için elinde zorbalık ve baskıdan başka bir araç kalmayan iktidarın terör politikasının basına yansımasıdır bu. Ülke gerçeklerinin açığa çıkmasından rahatsız olanlar, birkaç yıldır ara verdikleri gazeteci öldürmelerine geri dönmüşlerdi. Çükü gerçekleri yazanlara en verilecek gözdağının onları ödürmek olduğunu düşünüyorlar… ” şeklinde cümlelerle iddia edilmiştir. Son olarak yazıda, “… Evrensel’in gerçeğin peşindeki muhabirleri 5,10,100 kişi değildir. Baskı ve sömürü altındaki binlerce onbinlerce emekçidir. Evrensel bu cinayetin failleri ve azmettiricilerinin yakasını bırakmayacaktır. Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz. Ve asla susmayacağız” denilerek hem ajitasyon yapılmış hem de Metin Göktepe’yi öldürenlere gazetenin geri adım atmayacağı gösterilmek istenmiştir. Başyazının sağında ise tek sütun üzerinden verilen, “Öldüğünü duduğumda hiç şaşırmadım” başlığını taşıyan kısa haber spotunda Göktepe’nin gözaltında dövülmesine tanık olanların ifadeleri yer almaktadı. Haberin devamı ise gazetenin 18’inci sayfasında geniş görülmüştür. Bu haberin yanında ise, sayfanın orta kısmında manşetin hemen altında, “HEPİMİZ BİRER GÖKTE’YİZ” şeklinde başlığa sahip devamı gazetenin 9-12’inci sayfalarında bulunan Evrensel çalışanlarının Göktepe için yazdıklarının bulunduğu haberin spotu bulunmaktadır. Bu haber spotunun altında gazete çalışalarının Göktepe’nin öldürülmesini ardından yaptıkları protestonun sayfada geniş şekilde açılmış fotoğrafı bulunmakta, fotoğrafın üstünde ise, “Metin’e Metin Bir Metin” başlığını taşıyan, “Metin’in kafaında bir darp var/ Polis karakolundan morga kadar/ Mosmor/ Bir darbe var/ yüreğimizde beynimizde/ Soruyor bir işaret fişeği/ Biz ölerek mi yaşamayı/ öğreneceğiz hâlâ…” şeklinde şair Can Yücel’in şiiri bulunmaktadır. Sayfada bunlar dışında Metin Göktepe’nin öldürülmesinin İstanbul’da Gazeteciler Cemiyeti önünde yapılacak basın açıklamasıyla protesto edileceğinin duyurusu, gazetenin yazarlarını Metin Göktepe’nin öldürülmesini işleyen köşe yazılarının başlıkları ve ayrıca 312 cezaevlerinde anlaşma sağlandığına ilişkin haber ile iki sütun üzerinden verilen Özdemir Sabancı suikastının haberi yer almıştır. Gazetenin baş sayfasının dışında her sayfada Metin Göktepe’yle ilgili haber, yazı ve ilanlar yer almıştır. Metin Göktepe’nin öldürülmesini işleyen ve haber yazıların devamının ağırlıklı olarak yer aldığı, 9,10,11,12’nci sayfalara arasında özellikle 11’inci sayfada yer alan “Biz seni bir yerde hallederiz’ demişlerdi” başlığıyla verilen haber dikkat çekicidir. Metin Göktepe’nin Gerçek dergisinde de(Öldürülen Namık Tarancı’nın çalıştığı dergi) 3 yıl çalıştığının kaydedildiği haberde Metin Göktepe’nin, Mardin İl Jandarma Komutanı Albay Rıdvan Özden’in ölümüne ilişkin 15 Eylül 1994’te Evrensel’in manşetinden verilen Tomris Özden’in, “Eşimi silah arkadaşları öldürdü” haberinden sonra tehditler aldığı kaydedilmiştir. Metin Göktepe’nin yaptığı haberde Tomris Özden’in eşinin ölümüne ilişkin bilgileri açıkladığı belirtilerek haberden sonra Metin Göktepe’ye, “Seni de Tomris Özden’i de bir yerde hallederiz” şeklinde telefonlar geldiği aktarıldımştır. Öte yandan Metin Göktepe’nin öldürülmeden birkaç gün önce yazdığı haberde, Ümraniye Cezaevi’ndeki saldırıda öldürülen tutuklulara ilişkin olarak İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar’ı hedef göstermekle suçladığı ve askerlerin de tutukluları öldürdüğünü yazdığı kaydedilmiştir. “Taşanlar istifa etsin” başlığını taşıyan sayfanın orta kısmında yer alan haber ise gazetecilerin cinayete birlerişik olarak tepkilerini ortaya koymaktadır. Haberde , AA, ANKA UBA, Cumhuriyet, Evrensel, Mavi Radyon, Hürriyet, Milliyet, Y. Günaydın, Sabah, Yeni Yüzyıl, Takvim, Posta, Meydan, Ateş, Bugün, Siyah Beyaz, Demokrasi, Turkish Daily News, ATV, Kanal D, Show TV, İnter Star, HBB, Kanal 6, Flash, Kanal E, Kanal 7, Aktüel, Tempo, Aydınlık, Nokta çalışanlarının ortak metni aynen konulmuştur. Ortak metinde, basına karşı saldırıları kınamış, Metin Göktepe’nin öldürülmesinin gerçekleri ortaya çıkana kadar takipçisi olunacağı duyurulmuş, İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar istifaya çağrılmış, Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, Emniyet güçlerinin görevlerini yapmaları, “dürüst ve adil yapmaya ve ‘GERÇEK’i açıklamaya…çağırıyoruz” şeklinde istenmiştir. Sayfada bunun dışında, “Gazetecilerden tepki” başlığının altında geniş bir bölümde, Yeni Yüzyıl Gazetesi Köşe Yazarı Can Dündar’ın, Bilim ve Ütopya Dergisi Yayın Yönetmeni Ender Helvacı oğulu’nun, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Mustafa Ekmekçi’nin, Aktüel dergisinden Erhan Öztürk ve Alev Er’in, Demokrasi gazeteci Ankara 313 Bürosu çalışanlarının, Söz gazetesi çalışanlarının, Söz dergisi çalışanlarının, A Takımı(o dönem televizyonda yayınlanan haber programı) çalışanlarının, Expres dergisinin, Mavi Radyo’nun, Ulusal Basın Ajansı Haber Merkezi’nin, Uzun Yürüyüş dergisi çalışanlarınının, Odak dergisinin, Ronahi gazetesi sahibi Burhan Erdem’in, Gayya Kuyusu ve Bengisu dergileri adına Kürşat Ural’ın, Global gazetesi çalışanları Orhan Gökdemir, Fikret Bulut, Bülent İtmeç’in, Yenigün, Radyo Yayıncılık A.Ş. Genel Yayın Yönetmeni Cengiz Yıldırım’ın, SiyahBeyaz gazetesi İzmir Temsilciliği’nin, Çağdaş Gazeteciler Derneği Ege Şubesi Başkan Yardımcısı Ahmet Delikçi’nin, Alınteri, Atılım, Partizanın Sesi, Kızıl Bayrak, Kurtuluş, Özgür Gelecek gazetelerinin tepkileri yer almıştır. Ancak bu tepkilerin arasında dönemin Basın Konseyi başkanı ve Hürriyet gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi’nin basının 1992 yılında 9, 1993 yılında 8, 1994 ve 1995 yılında birer meslektaşını yitirdiğini ifade ettiğinin yazması dikkat çekmiştir. Ayrıca gazeteler dışında emek ve meslek örgütleri ile siyasi partilerin Metin Göktepe’nin öldürülmesine tepkileri 8’inci sayfada, “Metin’in Katledilmesi’ne tepkiler” yağıyor başlığı altında yer verilirken Almanya Demokratik Sosyalizm Partisi(PDS) Milletvekili Frederick Over ile Almanya Demokratik Avukatlar Birlği’nden Avukat Dieter Hummel’in Göktepe’nin cenazesine katılmak için Türkiye’ye geleceklerinin bilgisi verilmesi yurt dışında da Göktepe’nin öldürülmesinin yankı bulduğunu göstermektedir. Evrensel gazetesi çalışanlarının duygularınını anlattıkları yazıları ile aydın ve yurttaşların tepkisi ise “Evrensel susmayacak” başlığı altında gazetenin 12’inci sayfası olan son sayfada yer ayrılmıştır. Gazetinin yazarlarının 11’inci sayfada ise Fatih Polat’ın, “Evrensel’in gülü” başlığını taşıyan, Nuray Sancar’ın, “Dört yıla dört ölüm” başlığını taşıyan, Celal Biçici’nin “Silahını omuzladı gitti…” başlığını taşıyan, Mehmet Ali Doğan’ın, “Ölümüne gazeteci” başlığını taşıyan, Mahmut Nedim Çiğdemal’ın “Evrensel’e gözdağı verme infazı” başlığını taşıyan, Recep Genel’in, “Can pahasına” başlığını taşıyan, Aytaç Genel’in gaze çalışanlarının morallerini kastettiği, “Biz kötüyüz…” başlığını taşıyan ve Özcan Bilir’in, “Senin gibi gülecek insanlar” başlığını taşıyan kısa yazıları yer almıştır. 314 Son olarak gazetede yer alan ilanlara bakılması gerekirse, sekizinci sayfanın sağ tarafında altta yer alan ilan gerek dil gerekse okurları temsil etmesi açısından ilgi çekicidir. “İTÜ’den Evrensel okurları tarafından verilen ilan, “Cellat uyandı yatağından bir gece/ tanrım dedi bu ne zor bilmece/ öldükçe çoğalıyor adamlar/ ben tükenmekteyim öldürdükçe” şeklinde Ataol Behramoğlu’nun şiirinin dizilerinin yer aldığı ilanda, “Askerin ve polisin resmi açıklamalarına imza atıp haber diye yazmayanları ölüm karşılıyor görevleri başında. Gerçeğin sesi olmak zordur. Balçıkla sıvamadıkça güneşi öldürecekler. Ve bi öldükçe çoğalacağız Metinlerce” yazmaktadır. 11 Ocak 1996 tarihinde gazetenin manşeti, “Metin’ler ölmez Evrensel susmaz” şeklindedir. Manşete, “Binlerce kişi Göktepe’nin katledilmesini protesto ederken hep bir ağızdan haykırdı:” şeklinde gönderme yapan üst başlıkta abartılı bir dil tercih edilmiştir. Haberde dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsalan’ın Bakanlar Kurul toplantısında, dönemin Başbakan ı Tansu Çiller’in Metin Göktepe’yle ilgili sorusuna, “ Gözaltına alınmadı. Bizde kaydı yok” yanıtını verdiği ancak aynı akşam Bakan, katıldığı bir TV programında kendisini yalanlayarak, “Metin Göktepe polisler tarafından gözaltına alınmış. Ancak kayıtlarda yok” dediği kaydedilmiştir. Haberde Bakan’ın, Göktepe’nin öldürülmesine ilişkin soruşturmadan sonuç alınamayacağını ifade ettiği de iddia edilirken TGC Başkanı Nail Güreli’nin, Göktepe cinayetini işleyenlerin polis olduğunun kesinleştiğini söylediği kaydedilmiştir. Bakanın tutumları üzerinden haberde okuyucuya hükümetin cinayeti örtbas etme çabasında olduğu anlatımak istenmemiştir. Ayrıca haberde, Metin Göktepe’nin öldürülmesine ilişkin protestolardan bahsedilmiştir. Bu da kamuoyunun, hükümete tepki göstererek, cinayetin sorumlularının ortaya çıkarılması için baskı yaptığına okuyucuyu ikna etmeyi amaçlamaktadır. Baş sayfada geniş şekilde açılan fotoğraftada da Metin Göktepe’nin annesinin oğlunun resmiyle yürüdüğü bir protesto eylemi görülmektedir ki bu fotoğraf doğrudan okucunun duygularını hedeflemektedir. Sayfanın sağında ise, “Her yerde protesto” başlığını altında, Türkiye’nin çeşitli illerinde ve yurt dışında Metin Göktepe’nin öldürülmesini protesto etmek için yapılan eylemlerin ve Evrensel gazetesine TGC ve TGS başkanları tarafından yapılan ziyaretin haberleri yer almaktadır. Yukarıda manşet haberinde protestolarla ilgili bölümünü destekleyerek, okuyucu nezninde kamuoyu bakısı yönünden inandırıcılığını ve etkilebilirliğini 315 artırma amacı taşımaktadır. Gazetede haberleri yer alan Metin Göktepe için yapılan diğer protestolarda bu amacı taşımaktadır ve gazetede geniş şekilde yer almışlardır. Örneğin manşet haberinin altında Taksim’de yapılan protestonun haberi “İnadına Evrensel Yaşayacak” başlığıyla ve Evrensel gazetesi taşıyan eylemcilerin fotoğrafı kullanılarak verilmiştir. Bu haberin altında ise toplumun geniş kesimlerinden cinayete tepki gösterildiğini ifade edebilmek amacıyla Türkiye’de dönemin hükümetinde de muhalif olarak yer alan etkin bir siyasetçi olan dönemin CHP Başkanı ve Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı Deniz Baykal’ın Metin Göktepe’nin öldürülmesine ilişkin tepkilerini içeren açıklamaları haberleştirilmiştir. Haberde Baykal kendi de hükümet üyesi olmasına karşın, “devlette çifte standart olmaz” diyerek devleti eleştirmekte hemde olayın biran önce aydınlatılmasına ilişkin çağrılarda bulunmaktadır. Baş sayfanın solunda yer alan “İki ölüm, iki tutum , iki sınıf” başlığıyla yer alan başyazıda ise, Metin Göktepe’nin öldürülmesi yerine Sabancı suikastınını manşetlerine taşımayı tercih eden medya kuruluşlarının Metin Göktepe cinayetini işleyiş şekilleri eleştirilmiştir. Başyazıda şu şekilde ibareler yer almıştır, “…Sadece Demokrasi gazetesi Metin’in öldürülmesini manşetten verdi. TV kanalları ise, günboyu Sabancı Center’dan, ‘naklen operasyon yayınında’ oldurklarından olacak, Göktepe’nin öldürülmesini 6’ncı, 7’nci sıradan vermeyi tercih ettiler. Üstelik haberi de, basın gibi ‘Gazetecinin kuşkulu ölümü’ çerçevesinde vermeyi tercih ettiler. İşin ilginci, bütün kanallar gelip Evrensel’den olayın detayları hakkında bilgi aldıkları halde bunları yayınlarına koymadılar…” Baş sayfada bunun dışında Sabancı suikastıyla ilgili haber ve Metin Göktepe’yle ilgili köşe yazılarının başlıkları yer almıştır. Gazetenin iç sayfalarına bakıldığında ise bir önceki günkü gibi haberlere Metin Göktepe’nin imzasının atıldığı dikkat çekmiştir. Ayrıca baş sayfada yer alan haberlerinin devamının bulunduğu 10 ve 11’inci sayfalarda prostestolardan izlenim yazılarına ve Göktepe’nin gözaltında olduğuna şait olan kişilerin beyanlarının bulunduğu habere yer verilmiştir. 316 12 Ocak 1996 tarihinde gazete, “Onbinlerden katillere tokat” başlığıyla çıkmıştır. Metin Göktepe’nin cenaze törenini işleyen haberin spotu, “Metin Göktepe 25 bin kişinin katıldığı yaklaşık 7 saat süren ve 18 kilometrelik bir yürüyüşün ardından alkışlarla uğurlandı. Yürüyüş boyunca onbinler, ‘Hepimiz Birer Metin’iz’, ‘Katiller bulunsun hesap sorulsun’ sloganları attı” şeklindedir. Sayfanın üst bölümünde, cenazeye katılan geniş kitleyi gösteren fotoğrafın yanında tek sütun üzerilen verilen haberde, Metin Göktepe’nin cenazesine radyo ve yayın organları aracılığıyla yapılan çağrının yanıt bulduğu ve cenazeye onbinlerin katıldığı kaydedilerek, Evrensel gazetesi dışında diğer yayın kuruluşlarının da konuya duyarlı yaklaştığı belirtilmiştir.. Bunun dışında haberde cenazede hükümete ve polislere duyulan öfkeye dair içeriğe sahip sloganlara geniş yer ayrıldığı gözlemlenmiştir. Manşet haberinin devamı gazetenin 11’inci sayfasında da geniş yer bulmuştur. Baş sayfada manşet haberinin altında yine tek sütun üzerinden, “Sanatçıların imza kampanyası” başlığını taşıyan haber bulunmaktadır. Haberde, Tuncay Akdoğan, Sunay Akın, İlkay Akkaya şeklinde sıralanan pek çok sanatçının gazeteye gelerek İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar hakkında istifa kapması başlattıkları kaydedilmektedir. Bu haberin solunda ise Tuzla Aydınlıkköyü’nde kurulu deri fabrikasında çalışan 4 bin işçinin toplusözleşme maddelerine uyulmaması, işten çıkarmalar, Metin Göktepe’nin öldürülmesi ve cezaevindeki olayları protesto etmek amacıyla servis araçlarına binmeyerek yürüdüklerinin kaydedildikleri fotohaber bulunmaktadır. Temel hedef kitlesini işçiler olarak seçen ve bu nedenle işçi eylemleriyle ile sendika haberlerine sayfalarında geniş yer ayıran Evrensel gazetesi, işçi eylemi içersinde Metin Göktepe cinayetini de işleyerek hedef kitlesinin Metin Göktepe cinayetine duyarlı yaklaştığına dikkat çekmekle birlikte bu duyarlılığı artırmayı amaçlamıştır Deri fabrikası işçileriyle ilgili haberin altında da “Devletin her açıklaması başka bir yalan” başlığını taşıyan ve Metin Göktepe’nin gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldığı iddialarını yalanlayan ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşan’ları eleştiren haber bulunmaktadır. Sayfada bunun dışında, Özçelik-İş Sendikası ile dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Metin Göktepe’nin öldürülmesine ilişkin sayfanın farklı yerlerinde bulunan 317 tepkilerini içeren iki küçük haber spotu ve isim belirtilmemekle birlikte “Yurtdışındaki aydınlardan” başlığını taşıyan açık mektup şeklinde duygulara hitap, içinde kaydedeğer bilgi barındırmayan bir yazı bulunmaktadır. Gazetenin baş sayfasında spotu verilen bunların dışında Deniz Baykal’ın Metin Göktepe cinayetine ilişkin tepkisini işleyen önceki günki gibi bir haber daha vardır. Bir önceki gün yayınlanan haberdekinden daha fazla bilgiye sahip olmayan bu haber Baykal’a gazetenin olumlu bakışı olduğu izlenimini yaratmaktadır. Gazetenin iç sayfalarında haberlerin devamı verilmiştir. Bunların dışında, 12 sayfa çıkan gazetede, Metin Göktepe’yle ilgili ilanlar sayfalarda geniş yer kaplamış, gazetede hemen hemen bütün haberlerin Metin Göktepe’yle ilgili olduğu dikkat çekmiştir. Evrensel gazetesi daha sonraki günlerde de Metin Göktepe cinayetiyle ilgili haberleri manşetinde ve sayfalarında geniş görmeye devam etmiştir. 13 Ocak 1996 Cumaretesi günü gazete “İşte cinayet belgeleri” şeklinde başlığa sahip bir manşetle çıkmıştır. Haberde Metin Göktepe’nin otopsi raporu ve tanıklarını ifadeleri yer almıştır. Metin Göktepe’nin morgdaki fotoğrafı kullanılanıldığı fotoğrafta Otopsi Raporu’nun küpürü de kullanılmıştır. Haberde ayrıca Metin Göktepe’yi gözaltına alan polisin daire içine alınmış fotoğrafı, işkence gördüğü spor salonunun krokisi verilmiştir. Gazetede cinayete Bakanların, Milletvekillerinin, sendikaların, uluslarası örgütlerin, aydınların ve yurttaşların tepkilerine de çeşitli haber ve yazılarda yer verilmiştir. Evrensel gazetesinin Metin Göktepe’yle ilgili haberleri ve soruşturmanın bu takibi daha sonraki günlerde, haftalarda, yıllarda da sürmüştür. Daha sonraki yıllarda gazete için bir simge haline gelen Metin Göktepe adına gazetecilik ödülleri dağıtılmaya başlanmıştır.

TGS’de örtbas edilen tacizin haberi için buraya tıklayın!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s