Ekmeğini motosikletin üstünde çıkaranların dertleri çok kaza geçirmeyeni ise yok…

kuryeler

Motosiklet üstünde, kar, soğuk demeden şirketlerin önemli evraklarını ya da insanların ihtiyaçlarını en önemlisi ise hastanelere hayati öneme sahip ilaçları yetiştiren motosikletli kuryelerin dertleri çok. Bunların başında da motosikletlilerin korunma kıyafetlerinin tekelleşmiş şirketler tarafında fahiş fiyatlara satılması ve geçirdikleri kazaların iş kazası olarak değerlendirilmemesi geliyor.  Sayıları on binleri bulan motosikletli kuryeler Türkiye Motosikletli Kuryeler Derneği çatısı altında bu sorunlarına çare arıyor. Biz de bu dernek çatısı altında toplanan motosikletlilerle konuştuk.

Deneyimli motosikletli kuryelerden Özgür Alıcı,  “Kaza geçirmeyen kurye olamaz. Yüzde yetmişimiz de bu kazaların izlerini, ya bir yeri sakat olarak, ya da bir yerinde platin takılı olarak taşır.”diyor.

Bu durumu kanıksamış belli ki. Derdi büyük kazalar geçirilince işter atılmaları. Buna itirazını şöyle ifade ediyor, “Uzun süreli yatmaya neden olan kazalar geçirince de, kusura bakma denip, işten çıkarılıyoruz. Ekmeksiz kalıyoruz. Bahane de çok, iş kaybı, küçülmeye gitme gibi nedenler sıralanıyor. Tazminatı veriyorlar ama, mesele işsizlik. Sigortanı asgari ücretten gösterdiğinden en fazla 600 TL işsizlik parası alıyorsun, bir yerlerin alçıda ve üstelik aylarca çalışacak durumun yokken. Bugün bu paraya kiralık ev yok.”

Yıllarını motosikletinin üzerinde geçirmiş olan Orhan Akan ise, “Çalıştığım hiçbir firmada mesleğim kurye olarak geçmedi. İdari kadroda ofis boy vesaire gibi geçti. Yaptığım kazalar da trafik kazası şeklinde geçiştirildi”diye her motosikletli kuryenin yaşadığı sorunu kendi örneği üzerinden özetliyor.

İstanbul’da geçirdiği kazadan dolayı tek kulağı sağır kalan Sezer Toplu ise kendi başından geçen olayı, “Bir lokantaya çalışıyordum, karşı tarafın dikkatsizliği sonucu kaza geçirdim. Sol kulağım artık duymuyor, kaza iş kazası olarak da görülmedi” diye anlatıyor.

 

 

“KAPORTAMIZ, GİYSİLERİMİZ”

Motosikletli kuryeler, kullandıkları giysileri Türkiye’ye getiren firmaların kartelleşmesine de tepkili.

Özgür Alıcı bu sorunlarını kendine has jargonuyla şu şekilde anlatıyor:

“Bizim kaportamız yok, üstümüze giydiklerimiz kaportamız… Kaza geçirdiğimizde yaşamak için sağlam giysilere sahip olmalıyız.  Yani Mersedes alamıyoruz, bari Şahin alalım, ama Anadol kıvamındayız şuan.  Vurduğun zaman, ya bir yerimiz kırılıyor ya bir yerimiz kopuyor. Niye? Tekelleşmiş durumda adamlar. Türkiye getirdikleri fiyatın 10 katına satıyorlar, paramız yetmiyor. Oysa devlete satacakları fiyat konusunda taahhüt veriyor, ama onu denetleme olmadığından tutmuyor, yüksek fiyata satıyorlar. Biz onu alamıyoruz ölüyoruz. Bunları gören de motosikletten korkuyor.”

Bu röportajın geniş özeti daha önce bir gazetede yayımlanmış ancak bilimsel geçerliliği olmayan bir mazaretle gazetenin internet sitesinden daha sonra kaldırılmıştır. Telif hakkı Burak Öz’e aittir. Bu yüzden hiçbir ücret ve isim kullanmadan, izin istenmeden sınırsız paylaşıma açıktır.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s