Atatürk’ün hocası Şemsi Efendi’nin Bülbülderesi’ndeki mezarı

ataturkun-hocasi.jpg Lahitlerin sergilendiği hemen her müzede karşınıza çıkabilen, “Mezarlar özelde mezarda yatan kişiye genelde mensubu olduğu medeniyete ve devrine işaret ederler. ”   sözünden hareketle Atatürk’ün ilk öğretmeni Şemsi Efendi’nin mezarının yer aldığı Bülbülderesi Mezarlığı araştırıldığında karşımıza çok şaşırtıcı bilgiler çıkıyor.

24 Kasım öğretmenler günü önceki gün dönemin yüzeyselliği ve her şeyin tüketime indirgenmesinin boğucu sıradanlığı içinde geçiştirildi.

Oysa ki Öğretmenler Günü, sağdan, soldan köşe koltuk kapmaca oynayanların Atatürkçü kesildiği, 2017 Türkiyesi’nde (Can Yücel’in şiirine nazire yaparcasına) lafazanlar için atlanmayacak bir fırsattı.

Onlara küçük bir bilgi verelim; Öğretmenler Günü, ülkemizde Atatürk’ün 100’üncü yaşı 1981 yılından beri 24 Kasım’da kutlanıyor.  Nedeni, Bakanlar Kurulu’nun Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” unvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermesi ve bu unvanın, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayımlanması ile resmileşmesinden kaynaklanıyor.

muallim-semsi

Ve bu güncel bağlamdan hareketle haberimizin ana konusuna geçelim.

İstanbul’un tarihi ilçesi Üsküdar’da ihtişamlı mezarlarıyla birçok araştırmacının ilgi odağında bulunan Bülbülderesi Mezarlığı’nda  alelade bir mezar taşı üzerinde yer alan “Atatürk’ün Hocası” bilgisi dikkat çekiyor.

Bu mezar taşı üzerinde yazan Şemsi Efendi adı araştırıldığında Atatürk’ün ilk öğretmeni olmasının yanı sıra hayatını gençlerin rasyonel akılla eğitimine adamış, bu nedenle gericiler tarafında okulu yağma edilip, sokak ortasında dayak bile yemiş olan bir eğitim aşığı olduğu görülüyor.

Genelden özele gidip mekandan başlarsak “Atatürk’ün öğretmeninin mezarı neden Bülbülderesi’nde?” sorusu sorulduğunda ise karşımıza esrarengiz bilgiler çıkmaya başlıyor.

saklanan-ne

BÜLBÜLDERESİ’NİN SIRRI

Hans Peter Laquer, İstanbul’da ‘Osmanlı Mezarlıkları ve Mezar Taşları’ adlı eserinde, Bülbülderesi‘nden, “İstanbul’un bütün mezarlıklarından ayrılan özellikler göstermektedir. XIX. yüzyılın sonlarından günümüze kadar olan zaman dilimini kapsayan oldukça pahalı mermerden mezarlar, Güney Avrupa mezarlarında olduğu gibi çeşitli motiflerle(kesilmiş sütunlar, üzeri örtülmüş kül vazoları, açılmış kitap gibi kitabeler vb.) süslenmiştir. Ayrıca dik yamaçlara büyük bir özenle teraslanarak oturtulan mezarlar burada İstanbul’un hiçbir mezarlığında olmayan bir etkinin söz konusu olduğunu göstermektedir” şeklinde bahsediliyor.

Beyaz Müzlümanların Büyük Sırrı kitabında, Bülbülderesi Mezarlığı’na değinen Soner Yalçın, “Kutsal Talmud’a göre Mesih bülbüllerin sesine gelecek. Ve inanç o ki, Mesih tekrar geldiği zaman bülbüller şakıyacak ve tüm ölülerin ruhları ayağa kalkacak. Mesih kimdi; Sabatay Sevi! Yani Sabetay Sevi, dünyaya tekrar Mesih olarak döneceği zaman, bülbülün seslerinin olduğu yere gelecekti.” şeklinde ilginç bilgiler veriyor.

Yalçın’ın ‘Efendi’ kitabındaki iddiaları daha ilginç, “İpekçi, Dilber, Kibar, Şamlı, Cezzar, Başkurt, Gencer, Atam, Ülger, Biren, Ogan, Atatür, Gerçel, Mısırlı gibi Karakaşi(Sabetayistlerin bir kolu) aileler cenazelerini genellikle Sabetayistlerin mezarlığı olarak bilinen Üsküdar’daki Bülbülderesi Mezarlığı’na defnediyorlar. Bülbülderesi Mezarlığı’ndaki mezarların hemen tamamı Karakaşi’dir… Bülbülderesi Mezarlığı’nın girişindeki caminin adı Feyziyehatun Camii’dir.” yazıyor.

Hadi Yalçın’ı abartıyor diyelim, ama son dönemin medyatik tarihçisi Prof. Dr. İlber Ortaylı da “Osmanlı Modernleşmesi ve Sabetaycılık” isimli kitabında yazdıklarıyla Soner Yalçın’dan  aşağı kalmıyor. Kitapta, Şemsi Efendi’nin Sebatay Sevi’nin soyundan geldiğini belirten Ortaylı, “Şemsi Efendi modern fikirleri ve iki Sabetaycı muhalif grubu birleştirme gayreti yüzünden cemaat tarafından aforoz edilmiş, sonra İstanbul’a göçmüş (1912) ve 1917’de orada ölüp Üsküdar’da defnedilmiştir.” diyor.

IMG_1869

Bülbülderesi’yle ilgili iddialar araştırmalarla sınırlı değil. Bizzat anı kitaplarında da benzer rivayetler yer alıyorlar. Örneğin ‘Evet Ben Selanikliyim’ kitabında Ilgaz Zorlu, “Sebataycıların din değiştirmeleri sonrasında(görüntüde bir din değiştirme bu) İstanbul’da yaptıkları ilk eylem, zamanın Halveti Dergahı pirlerinden olan ve bugün Üsküdar’da yatan Aziz Mahmud Hüdayi’nin tekkesinin yapılışında maddi destek sağlamalarıdır. Bunun ana nedi uzun bir süre Sabetaycıların bu dergaha devam etmeleriydi. … Yine Bülbülderesi Mezarlığı’nın girişinde yer alan Feyziye Hatun Camii de Sabetaycı aileler tarafından yapılmıştır.” yazıyor.

Eşi Sabiha Sertel’in Sabetayist bir aileden geldiğini ‘Hatırladıklarım’ ismini verdiği otobiyografik eserinde farklı inanışları ve adetleri olmasına vurgu yaparak belirten Zekeriya Sertel de,  mezarlığa bu yatırımları yapan vakfın sahibi Selanik kökenli Fevziye Işık Mektepleri ile Terakki Lisesi’nin Sabetayistler tarafından kurulduğu bilgisini veriyor.

“Peki bu okulların Şemsi Efendi’nin Bülbül Deresi’nde yatmasıyla ne ilgisi var?” diye sorabilirsiniz. Hemen cevaplayalım. Şemsi Efendi,  kuruluşundan bir süre sonra bazı Anadolu burjuvalarının çocuklarına da kapılarını açan bu okulların kurucuları arasında yer alıyor.

mezar

ŞEMSİ EFENDİ’NİN HAYATI

Bu bilgi de Atatürk Araştırma Merkezi’nin dergisinde Şemsi Efendi’nin hayatı aktarılırken şöyle kaydediliyor:

“Şemsi Efendi, 1852 yılı civarında doğdu. 1867 yılında 15 yaşlarında iken Tanzimat döneminin modern eğitim kurumlarından biri olan Selanik Rüşdiyesi’ni bitirdi. Ailesine malî katkıda bulunmak isteyen Şemsi, bir dükkânda çalışmaya başladı. Bununla yetinmedi. Dükkânda çalışması yanısıra rüşdiyeye devam edemeyenlere hususi dersler vermek suretiyle, Selanik’te ilk özel halk dershanesini kurmuş oldu. Şemsi Efendi, 1872 yılında Selanik şehrinin Sabri Paşa Caddesi’ndeki Çarşamba Dergâhı adlı bir tekkenin karşısında bulunan tek katlı küçük bir binada okulunu açarak hizmete soktu. Daha sonra o, meslekdaşı Abdi Kâmil Efendi’yi öğretim kadrosuna dahil etti ve genişlettiği okuluna Şemsi Efendi Mektebi adını verdi. Atatürk’ün ilkokula başladığı, Şemsi Efendi’nin bu okulunu yeni açmış olduğu anlaşılmaktadır. Şemsi Efendi’nin açtığı okul uzun ömürlü olmadı. Ancak kendisi, kapanan her okulunun ardından bir yenisini açmaya çalıştı. Mekteb-i Terakki’nin kurulmasında etkili oldu. Sonraki yıllarda, Şemsi fendi, 1885 yılından beri Selanik’te ileri düzeyde ve çağdaş anlamda bir eğitim ve öğretim hizmeti veren Feyziye Mektebihde öğretmenlik yapmaya başladı. Şemsi Efendi’nin Selanik’teki öğretmenliği, Balkan harbine kadar devam etti. Bu şehrin 8 Kasım 1912’de Yunan kuvvetlerine teslim olması üzerine, Şemsi Efendi, altmış yıl kadar yaşamış olduğu memleketinden ayrılmak ve İstanbul’a göç etmek mecburiyetinde kaldı. İlköğretim müfettişliğine tayin edildi. Hazreti Halit’te 1917 yılında öldü Bülbülderesi Mezarlığı’na gömüldü.”

sustum

SABETAYİSTLERİN MEHDİLERİNE İLİŞKİN KISA BİR NOT

Sabetay Sevi (1622-1676) İzmirli bir Yahudi olarak biliniyor. Kabbala mistisizmine büyük ilgi duymuştur. Mesih olduğunu iddia etmektedir. 1660’larda bu açıklama üzerine Avrupa’nın her yerinden Yahudiler heyecanla gözlerini İzmir’e diktiler. Yahudi dünyasının bu müjdeyle altüst oluşunu, Claude Gutman ‘‘İzmir’in Çılgın Dedikoduları’’ (Çev: Meral Gaspıralı, Cep Yay., 1994) adlı romanında anlatıyor. Ancak Osmanlı yönetimi işe el koydu; Sabetay Sevi’yi Müslüman olmaya zorladı. Sevi Müslümanlığı kabul etti, Yahudiler ondan yüz çevirdiler, ancak bazı aileler ona inanmayı sürdürdü ve onunla birlikte sürgüne gitti. O günden sonra ‘‘dönme’’ denilen bu cemaat Selanik’te yüzyıllarca yaşadı. Kapancılar, Yakubiler, Karakaşlar adıyla üç ayrı gruba bölündü. İç evlenmelerle bütünlüğünü korudu. 19. yüzyılda batılılaşmanın etkisinde kaldı, modern okullar (Fevziye, Terakki) açtı, üyeleri arasında çokca mason ve Jöntürk vardı. 1924’te mübadeleyle Türkiye’ye geldi. Dünya Savaşı sırasındaki ‘‘Varlık Vergisi’’ uygulamasında, gayrimüslimler gibi çok yüksek vergi ödemek zorunda kaldı. Ilgaz Zorlu, Sabetaycıların müslüman gibi gözükmekle birlikte, yüzyıllar boyu evlerde gizlice yahudi geleneklerini ve Sabetay’dan kalma özel ayinlerini sürdürdüklerini kaydediyor. H. Burak Öz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s