İsmi semtin en sakin sokağında yaşayan Beşiktaş’ın ilk ‘babası’ yeniden hatırlandı

husnusavman

Adı Beşiktaş’ın Abbasağa Parkı’na çıkan en sakin sokaklarından birinde yaşayan futbol tarihimizin ve Beşiktaş’ın ilk babalarından Hüsnü Savman yeniden hatırlandı. Gazeteci, yazar Rıdvan Akar yeni yayımlanan kitabında, Beşiktaş futbol takımının ilk “baba” lakaplı futbolcularını yeniden hatırlatıyor.

Babalık hakkının futbolun amatör ruhla oynandığı yıllarda, saha içinde ve dışında sergilediği karaktere göre ender birkaç futbolcuya layık görüldüğünü yazan Akar,  bunlardan ilkinin de Hüsnü Savman olduğuna kitabında şöyle not düşüyor: “Futbol tarihimizin ilk babası olarak bilinen Hüsnü Savman’ın ayda elli liraya oynadığı Beşiktaş’tan dört mislini teklif eden rakiplerine gitmemesinin tek nedeni forma aşkıydı.”

Kitapta, Hüsnü Savman’ın nasıl Baba Hüsnü olduğunu ise, “On altı yıl boyunca Beşiktaş forması giyen Baba Hüsnü, aynı zamanda kulübünün ilk milli oyuncusuydu. Hüsnü ‘baba’ ünvanını kulübü için gösterdiği üstün gayreti, dürüstlüğü, hakkaniyet ve özverisi sayesinde kazanmıştı.” satırlarıyla yer veriliyor.

Rıdvan Akar ile Sevecen Tunç’un kaleminden çıkan, Beşiktaş’ın efsanevi başkanı aynı zamanda futbolcusu Hakkı Yeten’in anlatıldığı “Baba Hakkı” adlı kitapta, Hüsnü Savman’ın daha sonra lakabını da vereceği Hakkı Yeten’e kaptanlığı az kalsın hayata son geceleri olacak gecede babacan şekilde verişi  enfes şekilde şu şekilde anlatılıyor:

husnu savmanii

ÖLÜMDEN DÖNDÜKLERİ GECE KAPTANLIĞI VERDİ

“Hüsnü Savman ile Hakkı Yeten sadece sahada değil gündelik yaşamlarında da çocukluk yıllarından itibaren çok yakın arkadaştı. Hüsnü Savman’ın Beşiktaş’taki evinde bir kış akşamı birlikte ölümün kıyısından dönmüşlerdi. Hüsnülere kalmaya giden Hakkı, Hüsnü ile karbondioksit zehirlenmesi yaşamış ve Hüsnü’nün annesi farkına vardığı için yarı baygın bulunmuşlardı. İşin ilginç yanı bir an önce toparlanmaları gerekiyordu, zira o gün Beşiktaş’ın maçı vardı. Aralarındaki bağ derindi, ama futbol mantalitesinde farklı düşünüyorlardı. Hakkı, İngiliz oyun stiline duyduğu hayranlıkla farklı bir oyun tarzı uygulamak istiyordu. Ona göre defans kaleden başlamalıydı.  Yani akını oradan başlatıp geliştirmek gerekiyordu. Hakkı kafasındaki düşünceleri takım arkadaşına açtığında beğeniyle karşılandı. Hüsnü arkadaşına büyük bir saygı göstererek “Bu durumda” dedi, “Kaptanlık da Hakkı’nın hakkı.” Böylece Çanakkale’de şehit olan Şair Kazım, Refik Osman Top ve Hüsnü Savman’ın ardından Beşiktaş’ın kaptanı Hakkı Yeten oluyordu.”

Evet Beşiktaş’ın iki efsanesinin, iki babasının ölümün eşiğinden döndüğü, Hüsnü Savman’ın babacanla tavırla kaptanlığını hediye ettiği Beşiktaş’taki o sokak 1930’lardan bu yana belki çok değişti. Belki o dönemin izleri silikleşti fakat tarihin anılarıyla birlikte açıldığı Abbasağa Parkı’nda maçlardan önce ve sonra toplanan taraftarların  sloganlarını sessiz sedasız dinlemeye devam ediyor. Üstelik bir sokak altında Barbaros Bulvarı ve bir sokak üstündeki Yıldız Caddesi’nin gürültüsünden uzakta mistik havasıyla sessizliğe ve tenhalığa sığınma imkanı sağlıyor.  Bununla birlikte acıdır sokağa yavaş yavaş ama plansız ve tarihin izlerini tamamen silecek biçimde çarpık şekilde kentsel dönüşümün girdiği yeni binalardan gözlemleniyor. Sokaktaki diğer evler ise kararmış yüzleri ve içlerinde oturan göçmen kuş misali öğrencileriyle sessiz şekilde bu dönüşüme rıza gösterecekmiş gibi bir hal sergiliyor. Sadece sol bek Hüsnü Savman’ın adıyla birlikte amatör ruhunu taşıyan tabela sokağın başında ve sonunda defansta yer alırcasına heybetle duruyor.

husnu savman mezari

HÜSNÜ SAVMAN KİMDİR?

Beşiktaş’ta Baba lakabının verildiği ilk oyuncu Hüsnü Savman, 1908 yılında Balıkesir ilçesi Gönen’de doğdu. İstanbul Beşiktaş’ta büyüdü. Beşiktaş’ın Bandırma deplasmanına gidişinde, kulüp yetkilileri tarafından beğenilerek, kulübe kazandırıldı. 19 yaşındayken, Beşiktaş’ın A takımına alındı. 1926’dan 1943 sonuna kadar 17 yıl, Beşiktaş formasıyla genellikle sol bek, bazı maçlarda da santrafor olarak oynadı. Beşiktaş ile ilk maçında santrafor olarak görev yaptı. Kısa sürede kulübün sembol isimlerinden biri haline geldi. Uzun süre Beşiktaş’ın kaptanlığını yaptı. Baba lakabını alan Hüsnü Savman, 1 kez Türkiye Birinciliği, 1 kez Milli Küme, 6 kez İstanbul Ligi ve 1 kez de İstanbul Şildi şampiyonluğu yaşadı. Futbolu bıraktığı 1943 yılı sonuna kadar 17 yıl Beşiktaş formasıyla genellikle solbek olarak görev yaptı. Futbolu bıraktıktan 2 yıl sonra 1945 yılında daha gençlik çağında, 37 yaşında yaşamını yitirdi. Beşiktaş Futbol Şubesi  kurucusu 39 yaşında Şeref  Bey’in Yahya Efendi Dergahı’nda yer alan  mezarına gömüldü. Birlikte yatmalarının kuvvetle muhtemel sebebi Sultan Süleyman’ın sütkardeşi Nakşibendi üveysi Yahya Efendi’nin postişinliğini yaptığı bu dergahın üye olmalarından gelmekteydi.

istanbul-evliyalari-05-yahya-efendi

YAHYA EFENDİ MEZARLIĞI İKİNCİ BİR BÜLBÜLDERESİ

Şeyh Yahya Efendi’nin türbesi Beşiktaş’ta Yıldız Parkı’nın yanında, Çırağan Sarayı’nın karşısında Boğaz’a nazır Yahya Efendi Camii’nde bulunuyor. Yahudi iş adamı İshak Alaton’un 1972’de Yahya Efendi ve sonrasında postnişini devralan şeyhlerin yaşadığı şeyh evini satın alarak mezarlığa ve dergaha komşu olmuştur. Yahya Efendi mezarlığına herkes gömülemiyor. Bu Atatürk’ün annesi olsa dahi değişmiyor. Bilindiği kadarıyla Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, vasiyetinde Yahya Efendi Dergahı’na gömülmek istemişti, fakat bu gerçekleşmedi.

Fakat İzmir’e ilk giren subay olarak bir Yahudi vatandaşın koyduğu para ödülünü alan, şehrin kurtuluşunun sembolü olan Yunan bayrağını indirerek Türk bayrağını göndere çeken subay olarak tarihe kazınan Yüzbaşı Şerafettin Bey bu mezarlığa gömüldür. Türkçe edebiyatın en önemli isimlerinden biri olmakla birlikte, Nur Baba romanında Bektaşi ayinlerine ilişkin yazdıklarıyla bazı dini gurupların tepkisini çekmiş olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun mezarı da, Yahya Efendi mezarlığında yer alıyor. Günümüzde ise Milliyet Ekonomi yazarı Güngör Uras, akrabalarının bu mezarlıkta gömülü olduğunu ve bu nedenle sık sık dergahı ziyaret ettiğini bir yazısında aktarıyor. Uras’tan bu bağlantıyla aslında Yahya Efendi Mezarlığı bir nevi akraba (cemaat) mezarlığı diyebiliriz. İkinci bir Bülbülderesi konumundaki bu mezarlıkta, İttihat Terakki’den günümüze birçok devlet adamı ve yakını yatmaktadır. Mezarlıkta hemen göze çarpanlar (Jakin & Boaz) sütunlu mezarlar ve bazı mezarların üzerlerinde akasya motifleri de görülmektedir. Soner Yalçın’ın Odatv’de 2010’da çıkan yazısında aktardığına göre Kanuni dönemi’nin Şeyhülislamı Ebussuud Efendi’nin Kabri İskilip civarında fakat ahvadı, soyu Yahya Efendi dergahındadır. Sadrazam Mevlevi Ohrili Hüseyin Paşa (1620), Bursa Mevlevîhanesi’nin şeyhi Kethüdazâde Arif Efendi, (1777- 1849), Bab-ı Ali muhafızı Cemal Paşa ve kardeşi Mediha Öztoprak, ve Yahyâ Efendi dergâhının son şeyhlerinden Abdülhey Öztoprak, (Devlet Bakanı Ali Babacan’ın halası Hatice Suat Babacan’ın annesi Naciye Hanım Şeyh Yahya Dergahı’nın son postnişini Abdulhey Öztoprak’ın eşidir.) Vasfi Rıza Zobu’nun kardeşi Rukiye Vasfi Zobu, Enver Paşa’nın babası Hacı Ahmed Paşa, oğlu Ali Enver, kardeşi Mehmet Killigil, Enver Paşa ve Naciye Sultan’ın torunu Hasan Ürgüp, akrabası olduğu Eldem ailesinden Büyükelçi Sadi Eldem ve kardeşi Vedat Eldem ve ailenin diğer fertleri, Tanzimat devri siyaset adamlarından Tahran Büyükelçisi Ali Fuat Türkgeldi’nin oğlu Mustafa Reşit Türkgeldi, ( Mustafa Reşit Türkgeldi’nin kızkardeşi Mualla Sayar, Halide Edip Adıvar’ın gelinidir.

Halide Edip’in oğlu Ayetullah Sayar ile evlenmişti. ) 1974 – 1975 tarihleri arasında Dışişleri eski bakanlarından ve Washington Büyükelçisi Melih Rauf Esenbel, 1965 – 1971 ve 1975 – 1977 arasında Dışişleri Bakanlığı, 1979 – 1980’de Cumhuriyet Senatosu başkanlığı ve Cumhurbaşkanı vekilliği yapmış İhsan Sabri Çağlayangil’in annesi Belkıs Çağlayangil, Prof.Dr. Cevat Memduh Atar, Yusuf Bozkurt Özal, Zeynep Arcan, Selma Ercihan, Erenli ailesinin önemli isimleri, Müfit Erenli, ( Yahya Efendi Dergahı şeyhlerinden Hasan Hayri Efendi’nin damadı Nuri Erenli) ve ailenin birçok ismi burada yatmaktadır. Burada önemli bir noktada durmak istiyorum. Erenli ailesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü şeyhülislamı Mehmet Ebussuud efendinin ahvadı ile çok yakın akrabadır. Aileden Müfit Erenli, Ebussuud ailesinden Nimet Ebussuudoğlu ile evlenmişti. Tümamiral Cevat Ülmen eşi Nezihe Ülmen, Edebiyatçı yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ord.Prof.Refik Güran, Bülbülderesinde yatan karakaşilerden Leyla Gencer ailesi’nin Safranbolu yörük köyünden Yazıcızade İsmail bey ve oğlu Akif Yazıcı, Şişli Terakki’nin önemli isimlerinden Nezih Energin, gibi birçok önemli isim yer almaktadır.

NASIL GİDİLİR?

yahya efendi nerede

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s