Ahmet Şık’ın engellenen savunması: ‘Lümpenler düzenin çamurudur’

ahmet-sik

“Biz…Uğur Mumcu’nun yolumuzu aydınlattığı gazetecileriz…Musa Anter’in takipçileriyiz…Hrant Dink’in kardeşleriyiz…Metin Göktepe’nin yoldaşlarıyız.” 

Ahmet Şık engellenmeseydi, “Bizlerin aylardır hapishanede ve bu mahkeme salonunda yaşadıklarımız da ülkenin mevcut halinin bir siyasi operasyon bağlamında temsilinden ibaret. Başka bir deyişle, her şeyin “mış gibi” yaşandığı ülkede “hukuk varmış” tiyatrosunun bir temsili bu yaşananlar.” diyecek ve Cumhuriyet gazetesine kurulan kumpası MİT’in silah cihatçılara sevkiyatı itirafıyla birlikte tek tek anlatacaktı.

Cumhuriyet gazetesinin haberlerinden dolayı bir yıldır tutuklu yargılanan Ahmet Şık’ın  25 Aralık 2017’de(dün) yapılan duruşmada engellenen savunması, gazeteci arkadaşları tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

MİT’TEN GELEN İTİRAF

Ahmet Şık savunmasında Cumhuriyet gazetesinin haberlerinin yargılandığı davayı bir ‘kumpas’ olarak niteliyor. Şık, hükümet medyası, hukuk ve MİT tarafından kurulan kumpasın nasıl işlediğini detaylarıyla açıklıyor. Cihatçı gruplara silah sevkiyatı haberlerinin ardından başlayan sürece ilişkin Şık, ” MİT’te çalışan bir kişi telefonla aradı. Bir süre sonra, iddianamenizin yazacağı gibi ‘Paralelci‘ olduğumu, ‘Cemaat’in adamı olduğumu’ söylüyordu. 2015 Şubat ayında yapılan bu görüşmede, tutuklanacağımı, yaptığımın yanıma kalmayacağını da söylüyordu. Bu deli saçması suçlamalar için ne yapılırsa onu yaptım, güldüm. Ancak, hükümetin,emrindeki MİT eliyle nasıl bir batağa saplandığını ve nasıl insanlarla iş tuttuğunu göstermesi açısından önemli olan şu diyalogu anımsatmakta fayda var. Tehdidi yapan MİT’çiye, ‘Önce dönüp kendinize bakın. İş tuttuğunuz çakallar gönderdiğiniz silahları ve mühimmatları kendi hesaplarına başka cihatçı gruplara satıyorlar’ dedim. Verilen karşılık şu oldu: ‘Biliyoruz. Onları tespit ettik, ilişkiyi kopardık’. Yani her şey bu kadar basit. Yaptığımın yanıma kar kalmayacağı söylenen bu telefon konuşmasının ardından sosyal medya üzerinden tehditler başladı. İşaret fişeğini yakan ise ‘Vahdet’ isminde bir gazeteydi.” aktarımında bulunuyor.

Devamında satılık kalemlerin ve yalancı tanıkların işin içine girdiğini söyleyen Şık, savunmasında Cem Küçük gibi hükümet medyasının satılık kalemlerine ve yalancı tanıklara cevaplar veriyor. Şık,  “Haysiyeti olmayanların, şeref ve onurdan yoksun olanların sözlerinin, değil hukuki hiçbir değeri yoktur. Çünkü Sevgi Soysal’ın ifadesiyle ‘Lümpenler düzenin çamurudurlar.’
Ve düzenin kendisi çamur olmuşken lümpenlerin sözlerini sadece onlarla aynı sınıfsal çöplükten beslenenler ciddiye alır. Sahibinin kim olduğuna göre pozisyon alan bu lümpenler bizleri ‘terörist’ ve ‘vatan haini’ olmakla suçluyorlar. Onlardan övgü dolu bir söz duysak, asıl o zaman kendimizden kuşku duyardık. Hukuki değer biçmediğiniz o dedikoduların, iddianamenin tamamında yer bulmasının, o yalanlardan yola çıkarak suçlamada bulunmakta ısrar etmenizin çelişkisinin açıklamasını da size bırakıyorum.” ifadelerini kullanıyor.

‘BENZER SUÇLARI İŞLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ’

Şık iddianamede tek doğru yerin bırakılmaları halinde ‘benzer suçları işlemeye devam edecekler’ tespiti olduğunu kaydederek, mahkemenin vereceği kararın önceden belirlendiğini ifade ediyor.  175 sayfalık tarihe geçecek savunmasının sonunda gazetecilik mesleğinde onurla anılan isimlerle atıfta bulunan Ahmet Şık, “Her birimizi, önceden ve başka bir yerde belirlenmiş olan cezalara hükmedeceğinizden hiç şüphem yok. Ama bilin ki; bir hiyerarşinin kanatları altında verilen talimatların uygulayıcısı olmak, sizleri asla sorumluluktan kurtarmayacak.
Kanımca, verecek olduğunuz hükmünüze yönelik ihsas-ı rey anlamına gelen tensip
zaptınızda tek doğru olan, ‘Serbest bırakılmamız halinde benzer suçları işlemeye
devam edeceğimiz’ ile ilgili tespitinizdi.
Bu kez de endişelenmekte haklısınız. Çünkü ne yaparsanız yapın ne hakikati aramaya devam etmekte, ne de hakikati
bulduğumuzda sahibi olan halka teslim etmekte bir an bile tereddüt etmeyeceğiz.
Çünkü biz gazeteciyiz. Devletin, güç odaklarının karanlık yüzünü ortaya koymaktan hiçbir zaman korkmayan Uğur Mumcu’nun yolumuzu aydınlattığı gazetecileriz. Savaşın değil, barışın dilini bu ülkede hâkim kılmaya çalışan Musa Anter’in
takipçileriyiz. Güvercin tedirginliğinde yaşarken bile halklar arasında kardeşlik köprüsü kurmaya çalışan Hrant Dink’in kardeşleriyiz.
Adalet, eşitlik ve özgürlük için atılan tohumların bu topraklarda boy verip filizlenmesi için mücadele eden Metin Göktepe’nin yoldaşlarıyız. Çünkü hem tavrıyla, hem karakteriyle eğilip bükülmeden, dimdik, doğrunun ve hakikatin çizgisinden vazgeçmeden mesleğimizin hakkının verilerek yapılması
gerektiğine inanan gazetecileriz. Bu yüzden geçmişte olduğu gibi katletseniz de, şimdi olduğu gibi hapsetseniz de hakikati söylemeye devam edeceğiz.
Çünkü totaliter rejimlerin sahiplerinin, yargısının ve işbirlikçilerinin söylediğinin aksine gazetecilik suç değildir.” diyerek savunmasına nokta koyuyor.

 

İşte Ahmet Şık’ın savunmasının tam metni için buraya tıklayın

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s