Kut’ül Amare komutanı Halil Kut bu dergahın mezarlığında yatıyor

Bugün Osmanlı devletinin İngilizlere karşı kazandığı büyük zafer Kut’ül Amare, 102’nci yıl dönümünde anılıyor.

Zaferle birlikte kazanan ordunun komutanı Halil Kut’un adı sık zikrediliyor.

Şüphesiz ki, Halil Kut’un zaferde, stratejilerinin büyük payı bulunuyor.

halilkut mezari

Bunun yanı sıra Halil Kut, ilginç yaşamı, akrabalık bağları ve mezarının bulunduğu yer ile de dikkat çekiyor.

Peki bu büyük komutanın mezarı nerede bulunuyor?

Aslında İstanbullular için çok kolay bir yerde bu mezarlık.

Boğaz’a, Beşiktaş’a yolu düşen İstanbullular Halil Kut’un belki de habersiz mezarının önünden geçiyor.

Çünkü Halil Kut, Çırağan Sarayı ile Galatasaray Üniversitesinin karşısındaki yokuşta yer alan Yahya Efendi Dergahı’nın mezarlığında yatıyor.

Vasiyeti gereği buraya gömülen Halil Kut Paşa’nın yattığı mezarlıkta eşi ve çocukları, akrabalarının yanı sıra aynı dergaha mensup, Beşiktaş Spor Kulubü’nün efsaneleri, Türkçe edebiyatın önemli isimlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi ünlüler yer alıyor.

Aslında mezarlıkta ünlü veya seçkin olmayana yer yok gibi görünüyor. Mezarlık bu anlamda, ikinci bir Bülbülderesi Mezarlığı kimliği taşıyor.

 

halil kut

HALİL KUT KİMDİR?

Kut’ül Amare kahramanı Halil (Kut) Paşa aynı zamanda Enver Paşa’nın ondan iki yaş büyük amcasıdır. Anadolu’dan uzak tutulmaya çalışan Paşa’nın, Milli Mücadele’ye olumlu katkıları olsa da Atatürk’le de yıldızı barışmadı.

1882’de İstanbul’da doğdu. Harp Akademisi’nde okudu. İttihat ve Terakki Fırkası’na girdi. I. Dünya Savaşı’nda Kut’ül Amere cephesinde General Townshend komutasındaki İngiliz kuvvetlerini esir aldı. Ardından Irak askerî valiliğine getirildi. Goltz Paşa’nın ölümü üzerine 6. Ordu komutanlığına atandı.

Mondros Mütarekesi’nin ardından İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Diğer İttihaçılarla birlikte Bekirağa Bölüğü’ne kapatıldıysa da Yahya Kaptan tarafından kaçırıldı. Sivas’a giderek Heyet-i Temsiliye başkanı Mustafa Kemal ile görüştü. Ankara’nın “gayrıresmî temsilcisi” olarak Moskova’ya gitti.

20180131_123530

KOMÜNİST LİDERLERİN YARDIMI ALTINLARI GETİRDİ

Moskova’ya 1920 Haziran’ında vardı, komünist liderlerle görüştü, kendi ifadesine göre Anadolu’ya o günlerde yapılan silâh ve cephane sevkiyatını düzenledi. Yine kendi ifadesi ile sekiz tonluk altın külçeleri Karaköse’de Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir’in kurmay başkanı ve Enver’in de eniştesi olan Kâzım Bey’e teslim etti, bir ara Türkistan’a gitti, sonra tekrar Moskova’ya döndü.

O günlerde Rusya ile Almanya arasında seyahatler yapan Enver Paşa, amcası Halil Paşa’yı İttihad ve Terakki’nin Anadolu’ya yeniden hâkim olmasını sağlaması için “Anadolu Müfettişi” ve “öncü” olarak Trabzon’a gönderdi.

İttihadçılar’ın faaliyetlerini yakından takip eden Ankara’nın bu gelişmelere izin vermesi mümkün değildi. Hükümet, 1921’in 12 Mart’ında Enver ve Halil Paşalar ile yakınlarının Anadolu’nun herhangi bir yerine gelmeleri halinde derhal sınırdışı edilmelerini emreden bir kararname yayınladı. Kararnamenin altında hükümet üyeleri ile Meclis Reisi Mustafa Kemal’in imzaları vardı!

Ankara Hükümeti’nin Türkiye’de oturmasına izin vermemesi üzerine Moskova’ya döndü.(1921)

Enver Paşa, Türkistan’da Sovyet yönetimine karşı savaş başlatınca, Halil Paşa Rusya’yı terk ederek Almanya’ya gitti(1922). Kurtuluş Savaşı’ndan sonra hükümetin izniyle İstanbul’a yerleşti.

1957’de İstanbul’da vefat etti. Anıları, “Kut’ül Amare Kahramanı Halil Paşa’nın Anıları: Bitmeyen Savaş” adıyla 1972’de yayımlandı.

llk

‘MEZARIMA RAKI DÖKÜN’

2014 yılında, Habertürk’te Murat Bardakçı’nın sunduğu “Tarihin Arka Odası” programda konuşan Dr. Necdet Özgelen, Kut’ül Amare komutanı Halil Paşa’nın mezarına rakı dökülmesini vasiyet ettiğini açıklamıştı.

Halil Paşa’ya, “Paşa Babam” diye hitap eden ve 1944 “Türkçülük” davasında Nihal Atsız ile birlikte tutuklanan isimlerden biri olan Necdet Özgelen, gırtlak kanseri olan Halil Paşa’nın midesine inen bir hortumla rakı içmeye devam ettiğini de aktarmıştı.

halil kut

KUTÜ’L AMARE NEREDE?
Osmanlı sınırları içerisinde, Dicle nehri kıyısında Şattülarap kanalı ile birleşen Basra Körfezi’nin 350 km kuzeyinde Bağdat’ın 170 km güneyinde bulunan 6.500 civarında nüfusa sahip olan küçük bir kasabaydı.

KUT’ÜL AMARE SAVAŞI

11 Kasım 1914’te Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelerden biri, İngilizlere karşı oluşturulan Irak cephesidir. Osmanlı dönemi kaynaklarında Irak-ı Arap olarak adlandırılan bölge, jeopolitik ve stratejik bakımdan önem arz eden Dicle-Fırat havzasında tarihteki Mezopotamya’yı (Verimli Hilal) içine alır ve Basra Körfezine kadar uzanır.

24 Kasım 1914’te Basra’yı işgal eden İngilizler, 3 Haziran 1915 tarihinde Kutü’l-Ammare’yi, Temmuz ayı sonlarına doğru da Nasıriye’yi işgal etmişlerdir. Bunun üzerine Türk birlikleri Bağdat’ın hemen güneyindeki Selmanpâk mevziine çekilmişlerdir. İngilizler 21-22 Kasım 1915’te Selmanpâk mevziine taarruza başlamışlardır. 23 Kasım 1915’de 51 nci Türk Tümeninin kuzeyden yaptığı karşı taarruz üzerine İngiliz kuvvetleri, 4.000 kişi zayiat vererek geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Geri çekilen İngiliz Kuvvetleri teması keserek 3 Aralık sabahı Kutü’-l Ammare’ye ulaşmışlardır. General Townshend Kutü’l-Ammare’ye kapanarak burayı bir kale gibi savunmaya karar vermiştir. Türk kuvvetleri takviye birliklerinin gelmesiyle 5 Aralık günü Kutü’l-Ammare’ye taarruz etmişlerdir. Irak Ordusu Komutanlığı, 8 Aralık 1915 tarihinde General Townshend’e gönderdiği mesajda, direnmemesi ve Türk kuvvetlerine teslim olması çağrısında bulunmuş, ancak Townshend’dan olumsuz cevap gelmesi üzerine 14 Aralık 1915 tarihinde birliklerine taarruz emrini vermiştir. 15 Aralık günü de devam eden taarruzda bir sonuç alınamamış ve taarruza son verilmiştir. Ancak kuşatmanın daha şiddetli devamı kararlaştırılmıştır. İngilizler, Kutü’l-Ammare’de mahsur kalan General Townshend’i kurtarmak için bundan sonra Aralık 1915-Nisan 1916 tarihleri arasında pek çok girişimde bulunmuşlar, ancak sonuç alamamışlardır. Bu başarısız girişimler üzerine İngiliz Kolordu Komutanı bütün ümidini kaybetmiştir. İngiliz makamlarınca deniz ve kara yoluyla Kutü’l-Ammare’ye yardım gönderme girişimleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bundan sonra Türk makamlarıyla yapılan görüşmelerde teslim şartlarının müzakeresine başlanmış ve General Townshend, 29 Nisan 1916 tarihinde teslim olmuştur. Türkler, Kutü’l-Ammare’de İngilizlerden başta İngiliz Tümen Komutanı General Townshend olmak üzere bir tümeni esir almışlardır.

Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa Kutü’l-Ammare zaferinden sonra 6 ncı Orduya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:
“Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

YAHYA EFENDİ MEZARLIĞI 

Yahya Efendi mezarlığına herkes gömülemiyor. Bu Atatürk’ün annesi olsa dahi değişmiyor. Bilindiği kadarıyla Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, vasiyetinde Yahya Efendi Dergahı’na gömülmek istemişti, fakat bu gerçekleşmedi.

Fakat İzmir’e ilk giren subay olarak bir Yahudi vatandaşın koyduğu para ödülünü alan, şehrin kurtuluşunun sembolü olan Yunan bayrağını indirerek Türk bayrağını göndere çeken subay olarak tarihe kazınan Yüzbaşı Şerafettin Bey bu mezarlığa gömülüdür. Günümüzde ise Milliyet Ekonomi yazarı Güngör Uras, akrabalarının bu mezarlıkta gömülü olduğunu ve bu nedenle sık sık dergahı ziyaret ettiğini bir yazısında aktarıyor. Uras’tan bu bağlantıyla aslında Yahya Efendi Mezarlığı bir nevi akraba (cemaat) mezarlığı diyebiliriz. İkinci bir Bülbülderesi konumundaki bu mezarlıkta, İttihat Terakki’den günümüze birçok devlet adamı ve yakını yatmaktadır. Mezarlıkta hemen göze çarpanlar (Jakin & Boaz) sütunlu mezarlar ve bazı mezarların üzerlerinde akasya motifleri de görülmektedir. Soner Yalçın’ın Odatv’de 2010’da çıkan yazısında aktardığına göre Kanuni dönemi’nin Şeyhülislamı Ebussuud Efendi’nin Kabri İskilip civarında fakat ahvadı, soyu Yahya Efendi dergahındadır. Sadrazam Mevlevi Ohrili Hüseyin Paşa (1620), Bursa Mevlevîhanesi’nin şeyhi Kethüdazâde Arif Efendi, (1777- 1849), Bab-ı Ali muhafızı Cemal Paşa ve kardeşi Mediha Öztoprak, ve Yahyâ Efendi dergâhının son şeyhlerinden Abdülhey Öztoprak, (Devlet Bakanı Ali Babacan’ın halası Hatice Suat Babacan’ın annesi Naciye Hanım Şeyh Yahya Dergahı’nın son postnişini Abdulhey Öztoprak’ın eşidir.) Vasfi Rıza Zobu’nun kardeşi Rukiye Vasfi Zobu, Enver Paşa’nın babası Hacı Ahmed Paşa, oğlu Ali Enver, kardeşi Mehmet Killigil, Enver Paşa ve Naciye Sultan’ın torunu Hasan Ürgüp, akrabası olduğu Eldem ailesinden Büyükelçi Sadi Eldem ve kardeşi Vedat Eldem ve ailenin diğer fertleri, Tanzimat devri siyaset adamlarından Tahran Büyükelçisi Ali Fuat Türkgeldi’nin oğlu Mustafa Reşit Türkgeldi, ( Mustafa Reşit Türkgeldi’nin kızkardeşi Mualla Sayar, Halide Edip Adıvar’ın gelinidir.

Halide Edip’in oğlu Ayetullah Sayar ile evlenmişti. ) 1974 – 1975 tarihleri arasında Dışişleri eski bakanlarından ve Washington Büyükelçisi Melih Rauf Esenbel, 1965 – 1971 ve 1975 – 1977 arasında Dışişleri Bakanlığı, 1979 – 1980’de Cumhuriyet Senatosu başkanlığı ve Cumhurbaşkanı vekilliği yapmış İhsan Sabri Çağlayangil’in annesi Belkıs Çağlayangil, Prof.Dr. Cevat Memduh Atar, Yusuf Bozkurt Özal, Zeynep Arcan, Selma Ercihan, Erenli ailesinin önemli isimleri, Müfit Erenli, ( Yahya Efendi Dergahı şeyhlerinden Hasan Hayri Efendi’nin damadı Nuri Erenli) ve ailenin birçok ismi burada yatmaktadır. Burada önemli bir noktada durmak istiyorum. Erenli ailesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü şeyhülislamı Mehmet Ebussuud efendinin ahvadı ile çok yakın akrabadır. Aileden Müfit Erenli, Ebussuud ailesinden Nimet Ebussuudoğlu ile evlenmişti. Tümamiral Cevat Ülmen eşi Nezihe Ülmen, Edebiyatçı yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ord.Prof.Refik Güran, Bülbülderesinde yatan karakaşilerden Leyla Gencer ailesi’nin Safranbolu yörük köyünden Yazıcızade İsmail bey ve oğlu Akif Yazıcı, Şişli Terakki’nin önemli isimlerinden Nezih Energin, gibi birçok önemli isim yer almaktadır.

NASIL GİDİLİR?

yahya-efendi-nerede

Düzeltme: Haberde yer alan çekirge fetvasına ilişkin bilgi Medine Müdafasında Fahrettin Paşa yerine Halil Kut Paşa olarak kullanılmıştı. Bu yanlışlık Akın Hakkı Akyüz’ün uyarısı üzerine düzeltilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s